- Katılım
- 25 Eki 2006
- Mesajlar
- 12,862
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 122
Seçimden önceki Davos çıkışı çoktan unutuldu. NATO zirvesi ve G-20'den alınan sonuçlar, Türkiye'nin dış politikada duvara toslamak üzere olduğunun kanıtı.
G-20'nin en belirgin sonucu "kapitalizme bir çeki düzen verme" ve "daha sıkı denetlenen bir piyasa düzeni"ydi. Demek ki AKP'nin yürüttüğü dizginsiz özelleştirme politikası, dünyanın gidişi ile ters düşmüştür.
NATO zirvesi ise Tayip Erdoğan'ın "Rasmussen'in NATO başkanlığına karşıyız" çıkışı işe ile başlamıştır. Sonuçta Rasmussen NATO Başkanı olmuştur ve "rıza"nın gerekçesi olarak gösterilen tavizlerin gerçekte düzmece olduğu çabuk anlaşılmıştır.
"Sevimli Amerikalı Obama"nın AB konusunda Türkiye'ye destek çıkışları ise anında karşılığını bulmuştur. Sarkozy ve Merkel, hem Obama'yı terslemiş, hem de Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduklarının altını bir kez daha çizmiştir.
Sonuçta AKP ve iliştirilmiş medyası için, yenilgilerden zafer çıkarma dönemi başlamıştır.
"One minute" politikasından "Yes Sir" çizgisine bu hızlı ricat, AKP için çok derin olmayan seçim yenilgisinden daha öldürücü etkiler yapacaktır.
Obama'nın bir fiyaskoyla başlayan Türkiye gezisinin sair sonuçlarını ise henüz bilmiyoruz. 16 Nisan'daki tavrı hala belirsiz. Çanta'da Afganistan'dan Ruhban Okulu'na, PKK'dan Ermenistan açılımına pek çok sorun var. Türkiye'deki yerel seçimler öncesinde Obama'ya sunulan CSIS raporu, önümüzdeki on yıl için oldukça tartışmalı bir AKP tablosu çiziyordu. Asıl önemlisi ise, raporun Türkiye'deki muhtemel yeni iktidarların ABD açısından bir fark yaratmayacağını vurgulamasıydı.
Yani Obama, AKP'siz bir Türkiye'nin bir seçenek olduğunu artık biliyor.
AKP, kendisine dayatılan politikalar karşısında giderek daha fazla kafa sallamak zorunda kalacak. IMF anlaşması bunun için ilk sağlam veri olabilir. Kriz derinleşirse yerlerde sürünen bir dış politikaya hazır olunmalıdır.
İçeride Güneydoğu'dan ve kıyıdan kuşatılmış bir AKP var. Dışarıda AB dahil bütün çıkış kapıları da kapanıyor. Elde var Hamas!
Hamas, AKP için belki de tek nefes alma noktası olmaya doğru gidiyor. Başbakanın danışmanı Ahmet Davutoğlu'nu MİT başına getirme girişimi bununla ilgili olabilir mi?
Belli ki içeride ve dışarıda iklim değişiyor.
http://www.skyturkonline.com/news.jsp?c=1&newsId=79392
G-20'nin en belirgin sonucu "kapitalizme bir çeki düzen verme" ve "daha sıkı denetlenen bir piyasa düzeni"ydi. Demek ki AKP'nin yürüttüğü dizginsiz özelleştirme politikası, dünyanın gidişi ile ters düşmüştür.
NATO zirvesi ise Tayip Erdoğan'ın "Rasmussen'in NATO başkanlığına karşıyız" çıkışı işe ile başlamıştır. Sonuçta Rasmussen NATO Başkanı olmuştur ve "rıza"nın gerekçesi olarak gösterilen tavizlerin gerçekte düzmece olduğu çabuk anlaşılmıştır.
"Sevimli Amerikalı Obama"nın AB konusunda Türkiye'ye destek çıkışları ise anında karşılığını bulmuştur. Sarkozy ve Merkel, hem Obama'yı terslemiş, hem de Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduklarının altını bir kez daha çizmiştir.
Sonuçta AKP ve iliştirilmiş medyası için, yenilgilerden zafer çıkarma dönemi başlamıştır.
"One minute" politikasından "Yes Sir" çizgisine bu hızlı ricat, AKP için çok derin olmayan seçim yenilgisinden daha öldürücü etkiler yapacaktır.
Obama'nın bir fiyaskoyla başlayan Türkiye gezisinin sair sonuçlarını ise henüz bilmiyoruz. 16 Nisan'daki tavrı hala belirsiz. Çanta'da Afganistan'dan Ruhban Okulu'na, PKK'dan Ermenistan açılımına pek çok sorun var. Türkiye'deki yerel seçimler öncesinde Obama'ya sunulan CSIS raporu, önümüzdeki on yıl için oldukça tartışmalı bir AKP tablosu çiziyordu. Asıl önemlisi ise, raporun Türkiye'deki muhtemel yeni iktidarların ABD açısından bir fark yaratmayacağını vurgulamasıydı.
Yani Obama, AKP'siz bir Türkiye'nin bir seçenek olduğunu artık biliyor.
AKP, kendisine dayatılan politikalar karşısında giderek daha fazla kafa sallamak zorunda kalacak. IMF anlaşması bunun için ilk sağlam veri olabilir. Kriz derinleşirse yerlerde sürünen bir dış politikaya hazır olunmalıdır.
İçeride Güneydoğu'dan ve kıyıdan kuşatılmış bir AKP var. Dışarıda AB dahil bütün çıkış kapıları da kapanıyor. Elde var Hamas!
Hamas, AKP için belki de tek nefes alma noktası olmaya doğru gidiyor. Başbakanın danışmanı Ahmet Davutoğlu'nu MİT başına getirme girişimi bununla ilgili olabilir mi?
Belli ki içeride ve dışarıda iklim değişiyor.
http://www.skyturkonline.com/news.jsp?c=1&newsId=79392