Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar, 19 yıllık görev hayatında 9 yılını Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da geçirdiğini belirterek, ''Ayrı devlet kurmak istiyorum diyen bir Kürt'e rastlamadım" dedi.
Abant Platformu'nun düzenlediği 'Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' başlıklı 17'nci toplantısı Abant'ta başladı.
Toplantının açılış konuşmalarından birini yapan Bolu Valisi Akpınar, 19 yıllık idari görevi içinde 9 yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da görev yaptığını hatırlatarak, ''Ben bu süre içerisinde ayrı bir devlet kurmak istiyorum diyen bir Kürt'e rastlamadım. Böyle bir tane çıksa, diyeceğim ki, 'be ahmak adam İstanbul, İzmir, Antalya Türklerin olsun, buralar bizim olsun mu diyeceksin?'' Amcanın biri çıktı, 'Böyle bir ahmak yok. Ben hiç görmedim. Bizim aramızda yok' dedi.
Acaba dağlarda var mıdır? Dedim. Orada da yok dedi. Herhalde bir bildiği vardı. Benim izlenimim Doğudaki en büyük yıpranma, ayrışma 12 Eylül'den sonra yaşandı. 12 Eylül'den sonra Türkiye'de her yerden insanlar işkenceden geçirildi. 50 kişi idam edildi. 150 kişi öldü veya öldürüldü. Yüzlerce kişi faili meçhule gitti. 500 bin kişi gözaltına alındı. Türkiye'nin muhtelif yerlerinde İstanbul'da Bolu'da, memleketim Maraş'ta işkence görenler dediler ki, 'Bunu polis yaptı, asker yaptı, ahlaksız adam yaptı. Ama Güneydoğu ve Doğu'da işkence görenler dediler ki, ''Bize bunu Kürt olduğumuz için yaptılar'' dedi.
Çok acılara ve dramlara şahit olduğunu da kaydeden Vali Akpınar, Köye Dönüş projelerinin 'devletin insanları ile helalleşmesi' olduğunu da dile getirerek, hareketin umut verici olduğunu dile getirdi. ''Türk-Kürt, Alevi-Sünni-Caferi problemi örtülü ya da açık problemi halkın arasında yaşanan çok derin bir problem olmadığını kaydeden Vali Akpınar, ''Bu problem Türkiye'de sayıları 3-5 bin olan bürokratik elit ile halkın arasında olan bir problemdir. Bürokratik elitin dayattığı, direndiği, durdurmaya çalıştığı ama aslında halkın kesinlikle tarafsız olmadığı problem. Halk diğer tarafta, bürokratik elit diğer taraftadır'' dedi.
Bu sorunun çözülebileceği kanaatinde olduğunu dile getiren Akpınar, şöyle dedi: ''İnsanların inancına nasıl yaşadığına karışma hakkımız yok diye düşünüyorum. Bir taraftan da seviniyorum. İyi ki, biz Hindistan gibi bir ülkeyi yönetmiyoruz. Hindistan'ı yönetseydik herhalde 500 parça yapardık. Çünkü 500'den fazla din ve dil var, yaşam tarzı var. Biz iyi ki, daha sakin bir coğrafyayı yönetmeye kalkmışız.''
Kendisinin 45 yaşında olduğunu dile getiren Akpınar, ''Bu ülkeye demokrasi gelecekse şimdi gelmesini istiyorum. Ben Ankara'daki birkaç önemli kişiye böyle dedim. Ben yetmiş yaşında demokrasi getirseniz ne yapayım yani. 45 yaşındayım, adam gibi bir ülkede, demokrat ve özgürlükçü bir ülkede her şeyin kurallara uluslar arası normlara göre yürütüldüğü bir ülkede yaşamak istiyorum. En azından Yunanistan'daki kadar bir demokrasi içinde yaşamak istiyorum'' ifadelerini kullandı.
Vali Akpınar'ın ardından konuşan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt ise herkesin, sorunların çözüm makamı olarak siyaseti görmesi gerektiğini kaydederek, ''Biz AK Parti olarak iktidara geldiğimizden beri, bir çözüm için çaba harcadık. Kimi zaman iki adım ileri, bir adım geri atmak zorunda kaldık. Her şeyin başı, vesayetsiz bir demokrasidir. Her şeyin önündeki engel, siyasetin önündeki vesayettir" şeklinde konuştu.
Hak-İş Başkanı Salim Uslu ise konuşmasında, Ergenokon soruşturmasına değinerek, ''Bugünlerde geçen operasyonlarda bir milat çıkacağını umuyorum. Demokrasi karşıtı kalkışmalara bu ülkede de hesap sorulacağını göreceğimiz umudumuza kapılmak önemli bir gelişme'' dedi.
Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya ise toplantının önce Diyarbakır'da düzenlenmesinin planlandığını, fakat gecikme de olsa Abant'ta gerçekleştirilebildiğine dikkat çekti. Ülkenin şu an bir kriz içinde bulunduğunu vurgulayan Kaya, ''Bugün içinde bulunduğumuz kriz, uzun sürmesi halinde, daha sıkıntılı bir dönemi beraberinde getirecek. Uzun sürerse, birlikteliği sağlamamanın daha zorlaşacağına inanıyorum. Türkiye'nin başta Kürt meselesi olmak üzere sorunlarından mutabakat sağlamaması durumunda, işler giderek zorlaşacak'' diye konuştu.
Star
Abant Platformu'nun düzenlediği 'Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' başlıklı 17'nci toplantısı Abant'ta başladı.
Toplantının açılış konuşmalarından birini yapan Bolu Valisi Akpınar, 19 yıllık idari görevi içinde 9 yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da görev yaptığını hatırlatarak, ''Ben bu süre içerisinde ayrı bir devlet kurmak istiyorum diyen bir Kürt'e rastlamadım. Böyle bir tane çıksa, diyeceğim ki, 'be ahmak adam İstanbul, İzmir, Antalya Türklerin olsun, buralar bizim olsun mu diyeceksin?'' Amcanın biri çıktı, 'Böyle bir ahmak yok. Ben hiç görmedim. Bizim aramızda yok' dedi.
Acaba dağlarda var mıdır? Dedim. Orada da yok dedi. Herhalde bir bildiği vardı. Benim izlenimim Doğudaki en büyük yıpranma, ayrışma 12 Eylül'den sonra yaşandı. 12 Eylül'den sonra Türkiye'de her yerden insanlar işkenceden geçirildi. 50 kişi idam edildi. 150 kişi öldü veya öldürüldü. Yüzlerce kişi faili meçhule gitti. 500 bin kişi gözaltına alındı. Türkiye'nin muhtelif yerlerinde İstanbul'da Bolu'da, memleketim Maraş'ta işkence görenler dediler ki, 'Bunu polis yaptı, asker yaptı, ahlaksız adam yaptı. Ama Güneydoğu ve Doğu'da işkence görenler dediler ki, ''Bize bunu Kürt olduğumuz için yaptılar'' dedi.
Çok acılara ve dramlara şahit olduğunu da kaydeden Vali Akpınar, Köye Dönüş projelerinin 'devletin insanları ile helalleşmesi' olduğunu da dile getirerek, hareketin umut verici olduğunu dile getirdi. ''Türk-Kürt, Alevi-Sünni-Caferi problemi örtülü ya da açık problemi halkın arasında yaşanan çok derin bir problem olmadığını kaydeden Vali Akpınar, ''Bu problem Türkiye'de sayıları 3-5 bin olan bürokratik elit ile halkın arasında olan bir problemdir. Bürokratik elitin dayattığı, direndiği, durdurmaya çalıştığı ama aslında halkın kesinlikle tarafsız olmadığı problem. Halk diğer tarafta, bürokratik elit diğer taraftadır'' dedi.
Bu sorunun çözülebileceği kanaatinde olduğunu dile getiren Akpınar, şöyle dedi: ''İnsanların inancına nasıl yaşadığına karışma hakkımız yok diye düşünüyorum. Bir taraftan da seviniyorum. İyi ki, biz Hindistan gibi bir ülkeyi yönetmiyoruz. Hindistan'ı yönetseydik herhalde 500 parça yapardık. Çünkü 500'den fazla din ve dil var, yaşam tarzı var. Biz iyi ki, daha sakin bir coğrafyayı yönetmeye kalkmışız.''
Kendisinin 45 yaşında olduğunu dile getiren Akpınar, ''Bu ülkeye demokrasi gelecekse şimdi gelmesini istiyorum. Ben Ankara'daki birkaç önemli kişiye böyle dedim. Ben yetmiş yaşında demokrasi getirseniz ne yapayım yani. 45 yaşındayım, adam gibi bir ülkede, demokrat ve özgürlükçü bir ülkede her şeyin kurallara uluslar arası normlara göre yürütüldüğü bir ülkede yaşamak istiyorum. En azından Yunanistan'daki kadar bir demokrasi içinde yaşamak istiyorum'' ifadelerini kullandı.
Vali Akpınar'ın ardından konuşan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt ise herkesin, sorunların çözüm makamı olarak siyaseti görmesi gerektiğini kaydederek, ''Biz AK Parti olarak iktidara geldiğimizden beri, bir çözüm için çaba harcadık. Kimi zaman iki adım ileri, bir adım geri atmak zorunda kaldık. Her şeyin başı, vesayetsiz bir demokrasidir. Her şeyin önündeki engel, siyasetin önündeki vesayettir" şeklinde konuştu.
Hak-İş Başkanı Salim Uslu ise konuşmasında, Ergenokon soruşturmasına değinerek, ''Bugünlerde geçen operasyonlarda bir milat çıkacağını umuyorum. Demokrasi karşıtı kalkışmalara bu ülkede de hesap sorulacağını göreceğimiz umudumuza kapılmak önemli bir gelişme'' dedi.
Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya ise toplantının önce Diyarbakır'da düzenlenmesinin planlandığını, fakat gecikme de olsa Abant'ta gerçekleştirilebildiğine dikkat çekti. Ülkenin şu an bir kriz içinde bulunduğunu vurgulayan Kaya, ''Bugün içinde bulunduğumuz kriz, uzun sürmesi halinde, daha sıkıntılı bir dönemi beraberinde getirecek. Uzun sürerse, birlikteliği sağlamamanın daha zorlaşacağına inanıyorum. Türkiye'nin başta Kürt meselesi olmak üzere sorunlarından mutabakat sağlamaması durumunda, işler giderek zorlaşacak'' diye konuştu.
Star