Baykal: Anayasa Mahkemesi'ne gideceğiz

WaTcHFuL

EVERYWHERE
Altın Üye
Katılım
10 Kas 2005
Mesajlar
10,456
Reaction score
0
Puanları
0
Konum
Bizim Muhattap Olduğumuz Tek Gerçek Zihnimizde Yaş
Baykal grup toplantısında açıkladı: Anayasa Mahkemesi'ne gideceğiz

194562.jpg


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunuyor. İşte Baykal'ın açıklamasından satırbaşları:

TRT İKTİDARIN ÇİFTLİĞİ HALİNE GELDİ
TRT iktidarın borazanı haline gelmiştir. AKP partizanlığı geçmişte hiçbir iktidar döneminde yaşamadığımız ölçüde ileri noktaya gitmiştir. Tatmin edilmesi gereken, idare edilmesi gereken kim varsa TRT’nin kaynakları ona akmıştır. TRT AKP’nin çiftliği haline dönüşmüştür. Bir avuç insanın çıkar peşinde koştuğu bir kurum haline dönüşmüştür. Bundan şikayetçiyiz.

TRT'YE ÇIKMIYORUZ
Biz CHP olarak TRT’ye kesinlikle çıkmıyoruz. Bunu bilerek yapıyoruz. Başka bir yayın kuruluşu, yasalar çerçevesinde bize istedikleri eleştiriyi yapabilirler, biz de gideriz.

Sen bu milletin vergileriyle kuruldun. 9 milyonun oy verdiği bir partiye TRT’den nasıl hakaret ettirirsin? Program yapıyorlar, CHP nasıl muhalefet yapamıyor anlatın diyorlar.

Bütün yeminli CHP karşıtlarını çağırmışlar. Böyle milli anayasal yayıncılık olur mu? Şimdi bu kurum diyor ki vatandaşlara, benim paraya ihtiyacım var.

Kime program yaptıracaksın, kime sövdüreceksin, kime hakaret edeceksin. Vatandaş araba alacak, arabanın fiyatı üzerinden belli bir oran TRT’ye gidecek.

MAHKEMEDEN DÖNDÜRECEĞİZ
Derhal bunu Danıştay’a götürüyoruz. Bunu da mahkemeden döndüreceğiz. Uçan kuştan vergi alacaklar, her şeyden, teypten, videodan, televizyondan, cep telefonundan TRT’yi besleyeceğiz. Yağma yok, buna karşı CHP olarak gerekli mücadeleyi yapacağız. Vergi almayacağız, ne yapacaksın zam yapacaksın. Nasıl zam böyle zam. Adam niye kime verdiğini bilmeyecek. CHP’liler aldıkları arabayla TRT’yi besleyecekler, sonra CHP’ye küfrettireceksin. TRT'ye Kanada’dan getireceksin, o ruh hastası insanı, sonra orada konuşturacaksın.

AÇILIM SÜRECİ
Önümüzde uzun süreden beri temel bir konuyla ilgili yeni bir aşamaya gelen bir sorun var. Aylardır Türkiye açılımla yattı, kalktı. Kürt açılımı yapacağız diye yola çıktılar, sonra onu bıraktılar, demokratik açılım dediler, sonra onu da bıraktılar milli birlik projesi dediler.

Herkes konuşuyor. Ortada bir şey var mı? Yok. Böylece herkesle konuştuk havası yaratıyorlar. Bu yıl sonuna kadar bekleyemeyiz dediler. Ortada bir takvim var. Bir büyük iş yapacaklar. Ama ne yapacaklarını söylemiyorlar. Bu muamma Türkiye’yi aylarca meşgul etti. Sonra CHP’yle görüşelim, konuşalım girişimler. Bu milli meseledir, siz olmadan olmaz diye iyi niyetli temenniler. Ama bizde bu baskılar karşısında bildiğimiz tavrı takınırız. Tamam konuşuruz, ama kayda alırız. Günün birinde bir tartışma çıkarsa, koyarız televizyona kimin ne söylediği ortaya çıkar. Göze alıyorsanız gelin dedik.

Önce teşekkür etti geliyorum dedi, sonra olur mu öyle şey diye vazgeçtiler ve bu işin ne olduğu ortaya çıkmaya başladı. Bir baktık ki bütün devlet Ankara’dan Habur’a taşınmış. O büyük jiplerin içinde insanlar geldiler ve bir mahkeme kuruldu. Savcılar orada, hakimler orada, gece yarıları mahkemeler çalıştı. Baktık bir noktada gelenler ellerini kollarını sallayarak geçtiler, otobüsün üzerine çıktılar, on binlerce insanlar onları orada bekliyor. Otobüsün üzerinde PKK bayrakları, Öcalan posterleri, gelen PKK’lılar ve tepenin bütün yönetim kadrosu hep beraber halaylar çekiyor.

Bu ortaya çıktığı zaman Başbakan dedi ki “Bu bir sevinç tablosudur” ve bu tablodan duyduğu mutluluğu anlattı. Ama bundan bir iki gün sonra, birdenbire Türkiye, tablo karşısında bilinen tepkisini ortaya koydu. Bütün millet, herkes bu tabloya karşı gereken duyarlılığı tepkiyi anında ortaya koydu.

MİLLET TEPKİSİNİ KOYDU
Ne oldu da "anaların gözyaşlarını dindireceği" söylenen politikadan iki günde çekilmiştir. Başbakan 'şov yaptılar' diyor. Şov yapmayacaklar diye sana taahhütte mi bulundular? Bu süreç niye tıkandı? İlk akla gelen taraflar anlaşamamıştır, pazarlık paylaşılamamıştır, istenilenler artırılmıştır. Pazarlıkta uyuşmazlık var mı? Pazarlıkta anlaştılar. Aralarında bir anlaşmazlık mı var? Allah muhabbetlerini artırsın, o da yok! Ne oldu, şov yapma bitirmek için yeterli mi? Üzerinde anlaşma sağladığınız bir planı ortaya koydunuz, daha ilk adım atıldığında millet tepkisini koydu. Bu işi engelleyen ne Başbakandır, ne başka biridir. Bu işi engelleyen doğrudan doğruya milletin kendisidir.

PKK - DTP - AKP İŞBİRLİĞİ
Mücadele ve müzakereyi aynı anda götüremezsiniz? PKK karargahı ile bukonuyu uzlaşarak halletmeyi denedik... Bazı gerçekler net şekilde görüldü. PKK, Öcalan ve DTP arasında ayrım olmadığı ortaya çıkmıştır...Demokratik açılımda ilgili açıklama yaptı taraflar biz biriz dediler. Biz kimseyi itham etmek istemiyoruz ama PKK, DTP ve Öcalan bir siyasi bütünlük içerisindedir. Bu 3'lü ile iktidar işbirliği yaptı. Ortada işbirliği var beraber yürüyorlar. Yollarda mı dağlarda mı? Artık neredeyse.

BU SORUYU SORDUNUZ MU
Biz buraya Öcalan'ın talimatıyla geliriz diyor. Diğer taraf gelin diyor... Geliriz diyen PKK'lılar geliriz ama sebest kalırız diyorlar... Onlara sen gel biz gerekeni yaparız mı diyorlar? Hayır... Siz sordunuz mu pişman mısınız diye sordunuz mu yararlanmak istiyor musunuz diye? Gazetelerde sormadığınız yazıyor. Bunlar ancak hukukun katledilmesiyle gerçekleşti...

BİZ Mİ HAİNİZ
Seyyar mahkeme diye çadır mahkeme diye bir kavram var mı? hadi diğerlerine talimat verdin de hakime kim talimat vardı oraya taşıdın.. .Bir TV'ci ve gazeteci köşesinde diyor ki bir an önce yasalar çıkarılmalı... Sen tanıdık hakiimlerle bu kadar yaparsın diyor en iyisi sen yasa çıkar diyor.. .Millet bunu gördü. Bu sahnede o tabloyu gördü işin özünü tespit etti. Değerli arkadaşların gelenler tutuklanmadı. El kol sallayarak karşılandı. Ben 25 yıldır ne hissediyordum ben niçin şehit verdim, 25 yıllık mücadelede biz mi hainiz demeye başladılar vatandaşlar.. .Bu soruyu sordurduğunuzda bittiniz demektir...

MİLLETİ ALDATAMAZSIN
Habur’daki şovun ardından, ben 25 yıldır ne hissediyordum? Ne fedakarlıklar yapıyordum. Evlatlarımı ben niçin şehit verdim? Biz mi hainiz? Onlar mı kahraman? Bu soruyu sormaya başladılar. Bu soruları sordurduğunuz anda işte siz bitmişsiniz demektir.

Akşamları görüyorsunuz, madalyasını ortaya atan, berat yazısını yerlere vuran, protez bacağını çıkarıp işte benim madalyam bu diye gösteren gazilerimizi şehit ailelerimizi görüyorsunuz. Bu milletin temeli, özü. İnsanları böyle düşündürterek bu ülkeyi yönetemezsin. Milleti aldatamazsın.

Bu insanların hayal kırıklıklarını yok sayabilir misiniz? Türkiye aldatılmışlık duygusu içindedir. Bu işin yanlış olanı özüdür. Terör yapmaya devam edenlerle, terör yapmış olanları temsil edenlerle, siz terör devam ederken müzakere yapıyorsunuz. Bunu yaptığınız anda onu kendinize eşit saymış oluyorsunuz. Onun da haklı olabileceğini ön görmüş oluyorsunuz. İşi pazarlığa açmış oluyorsunuz? İşte siz bunu yaptığınız anda büyük bir çıkmazın için girmişsinizdir demektir.

Diyorlar ki ara verdik. Ara mı verdin, vaz mı geçtik? Vazgeçmek için mi ara veriyorsun, yoksa hazmettirmek için mi ara veriyorsun?

Yapılmak istenen ne? Sen Kürtsün, bu milletin parçası olarak kendini görme. Bunu anlatmaya çalışıyorlar. Etnik temelde Türkiye’yi ayırmak istiyorlar. Gerçek ırkçılık budur. İnsanlarımız için tehlikeli olan budur. Herkesin kimliği var. El ele vermişiz, kimsenin kimseye dudak bükme hakkı yok. Kimsenin kimseyi inancından mezhebinden kimliğinden dolayı küçük görmesi mümkün değildir.

89 yılında, herkesin etnik kimliği şerefidir diye o raporu yazdık. Elbette herkes kimliğiyle yaşayacak, dilini öğrenecek, öğretecek, gazete yapacak evet. Ama devleti milleti de bölelim. Orada dur, bu senin içinde kimse içinde iyi değil. Bu yanlış, Türkiye kurulduğu ilk andan beri, bir millet olarak kaynaşmaya çalışıyoruz.

TAMAM MI, DEVAM MI?
Birileri içerden dışarıdan, Türkiye’de ortaya çıkan bütünselliği dağıtmak için sahneler yaptı, şimdi onlar oynanıyor. Burada her kökenden insan varız. Aramızda Çeçenler var. Bu milletin Çeçenleri. Kafkasya’da da var. Arnavutlar var. Makedonya’da da, Kosava’da da Arnavutlar var. Araplar var aramıza. Filistinde de Lübnan’da da Arap’lar var. Nedir fark?

Burada biz arabız, çeçeniz, çerkeziz diye değil. Elbette öyle gurur duyacağız, ancak biz aynı zamanda Türk milletinin bir parçasıyız dediğimiz için istikrar birlik bütünlük içindeyiz. Ama hepsi Türk milletinin bir parçası.

Şimdi birileri gelipte, demokrasi hak özgürlük. Ayrı devlet istiyoruz demeleri doğru değil. Bu kan coğrafyasında huzur içinde yaşıyoruz. Ayrı millet devlet kavgası götüreceğim. Yanlış, milletimiz bunu gördü. Milletimiz derken hiçbir ayrım yapmadan söylüyorum. En çokta bunu Kürt kökenli vatandaşlarımız gördü. Onlar ayrışma peşinde değil, onlar PKK’nın militanı fanatiği değil. Onlar çoluğuyla çocuğuyla huzur içinde, saygı görerek yaşamak istiyor.

Şiddet ve terör merkezleriyle iş tutarak bir yere varamazsınız. Hükümet bir yol ayrımında tamam mı devam mı?

Bu işi belirleyen iki temel dayanak var. Birincisi milletin iradesidir. Hiçbir ayrım gözetmeden her düşünceden insanlar. Bütün Türkiye’deki insanlar, olmaz kimse bizi bölmeye kalkmasın diyoruz. Bunu yapanı dünyayı dar ederiz diyor. Şu ana kadar Anadolu’da yaşanan gösteriler örgütlü gösteri değildir. bütün siyasi partiler, sorumluluk duygusu içinde milleti tahrik etmeye çalışarak, bu güç dönemini aşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Örgütlü bir mücadele yok, ama millet ayağa kalkmıştır.

kaynak
 
Tabiki gider nede olsa ikinci evi. hatta Anayasa mahkemesinde CHP için bir oda ayırsınlar. gitmek içinde zahmet etmesinler. odan odaya hallederler
 
Geri
Üst