- Katılım
- 11 Mar 2008
- Mesajlar
- 20,694
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
Ahmet Altan, kurucusu ve altı yıldır Genel Yayın Yönetmeni olduğu yeşil başlıklı gazeteden mali sıkıntılar yüzünden istifa etmiş...
Elbette; ekibi de onu izlemiş!
Bugüne kadar işsiz kalan her meslektaşım için üzüldüm.
Ama bu sefer; hayır!
Çünkü teknik kadroda, haber servislerinde ve yazı işlerinde çalışan gerçek emekçiler hariç, Tarafı kuran ve yöneten misyonerleri hiçbir zaman meslektaşım olarak görmedim, göremedim!
Onlar için üzülmüyorum; çünkü bu arkadaşların yeni yerlerde yeni misyonlar üstlenmeyi başaracaklarını ve gemilerini yüzdüreceklerini adım gibi biliyorum!
***
Önce çok basit bir soru soralım: Ahmet Altanın ve yardımcısı Yasemin Çongarın yönettiği Taraf, altı yılda ne yaptı?
1) Misyoner gazetecilik kavramını kurumsallaştırdı.
2) Temel misyonunu Atatürk devrim ve ilkeleriyle savaşmak olarak belirledi ve bunu başarıyla hayata geçirdi.
3) Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkan tüm kişi ve kurumların üzerine pervasızca gitti. Örneğin bir muhabirine bavul içinde gelen belgeleri, sorgulamaksızın yayınlamaktan çekinmedi ve Balyoz Soruşturmasının açılmasını sağladı. Bu konudaki ısrarlı yayınıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesini çökertti. Yüzlerce subayın sahte dijital belgeler yüzünden mahkûm edilmesini sağladı.
4) Mahkemede yargılanıp hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar masum sayılması gereken insanlar hakkında peşin hükümle yargısız infaz yaptı. Ergenekon ve Balyoz sanıkları hakkında linç kampanyaları başlatmaktan geri durmadı.
5) TSKya yönelik yayınlarını her ne kadar anti-militarist bir duruş olarak açıklamaya çalışsa da aynı tavrı TSKnın iktidarla iyi ilişkiler kuran yeni yönetimine karşı sürdürmedi.
6) Bir gazetenin en önemli gücünün, finansmanının şeffaf olmasından kaynaklandığını unutup; nasıl finanse edildiğini bugüne kadar açıklayamadı. Cemaat matbaasında basıldı, yandaş medyanın dağıtım şirketi tarafından dağıtıldı.
7) Sözüm ona din ve inanç özgürlüğü, anayasa değişikliği, demokratikleşme, yargı paketleri konusunda gözünü kırpmadan desteklediği iktidarla zaman zaman kavga ediyormuş gibi yaptı ama nedense bu kavgaların hep iktidar ile cemaatin arasının açıldığı günlere denk gelmesi, akıllara bu gazetenin de aslında bir cemaat gazetesi olduğu kuşkusunu düşürdü!
8) Atatürkçü kesimlere, yurtseverlere esirgemediği eleştirilerini bir kez olsun, dini siyasete ve ticarete alet edenlerle, sömürgeci yabancı güçlere yöneltemedi.
9) WikiLeaks belgelerinin Türkiyedeki yayın hakkını aldı ama belgelerin Türkiye ile ilgili bölümlerinin sadece bir bölümünü yayınladı. En kritik iddiaların yer aldığı bölümlerin üzerine yattı.
10) Sözüm ona özgürlük maskesini yüzünden hiç çıkarmadı ama en küçük aykırı sese bile tahammül edemedi. Bu nedenle birçok çalışanıyla ve yazarıyla yollarını ayırmaktan çekinmedi.
***
Bugün gelinen noktada, Altan ailesinin en kavgacı üyesi Ahmet Altanın Tarafla üstlendiği TSKyı ve Atatürkçü kurumları yıpratma misyonu bitti.
Misyon bitince ve hele hele Ahmet Altan son dönemlerde iktidara karşı sert yazılara başlayınca; bu gazeteyi finanse eden birileri (!) desteklerini çekme kararı aldı.
Sonuçta, misyon bitti, para gitti, Ahmet Altana ve arkadaşlarına yol göründü.
***
Genç gazeteciler ile gazeteci adaylarının Taraf örneğinden alacakları ders basit:
Kendilerinin peçete gibi kullanılmasına izin verenler, gün gelince buruşturulup çöpe atılacaklarını da bilmelidir!
*****
GÜNÜN SORUSU
PKK, Suriyedeki uzantısı PYD aracılığıyla Esad muhalifi gruplara katılmış. Bildiğiniz gibi bizim iktidar da bu grupları destekliyor... Bu durumda sorum ortaya:
AKP iktidarı Suriyede PKK ile işbirliği mi yapacak?
*****
Etek boyu denetçisi!
CHPnin en solcu döneminde Genel Sekreter olan bugünün AKPli Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, nisan ayında Ankara Devlet Opera ve Balesince sahnelenen ve Padişah 5. Muratın yaşamını konu alan bale eserinin ilk gösterimini izlemiş...
Balerinlerin giydiği eteklerin boyunu fazla kısa bulmuş ve uzatılmasını istemiş!
Normalde sanatçıların, gazetecilerin, hukukçuların, doktorların, iş adamlarının siyasi emirlere ve mesleklerine yönelik baskılara direnmesi gerekir değil mi?
Aksi takdirde yarın öbür gün de Sağlık Bakanı, hastaların ameliyata pijamayla girmesini isteyebilir çünkü...
Ne yazık ki devlet memuru bale yönetimi, bu emri hemen yerine getirmiş ve eteklerin boyunu diz kapağının altına kadar indirmiş! Sonuçta da dansçılar bacaklarına dolaşan etekler yüzünden kaza geçirmeye başlamış...
Eser, yeni sezonda ise apar topar repertuardan çıkarılmış!
***
Hey gidi zaman hey...
Yılların sosyalistini ne hallere getirdin?
Misyon bitti! | GAZETE VATAN
Elbette; ekibi de onu izlemiş!
Bugüne kadar işsiz kalan her meslektaşım için üzüldüm.
Ama bu sefer; hayır!
Çünkü teknik kadroda, haber servislerinde ve yazı işlerinde çalışan gerçek emekçiler hariç, Tarafı kuran ve yöneten misyonerleri hiçbir zaman meslektaşım olarak görmedim, göremedim!
Onlar için üzülmüyorum; çünkü bu arkadaşların yeni yerlerde yeni misyonlar üstlenmeyi başaracaklarını ve gemilerini yüzdüreceklerini adım gibi biliyorum!
***
Önce çok basit bir soru soralım: Ahmet Altanın ve yardımcısı Yasemin Çongarın yönettiği Taraf, altı yılda ne yaptı?
1) Misyoner gazetecilik kavramını kurumsallaştırdı.
2) Temel misyonunu Atatürk devrim ve ilkeleriyle savaşmak olarak belirledi ve bunu başarıyla hayata geçirdi.
3) Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkan tüm kişi ve kurumların üzerine pervasızca gitti. Örneğin bir muhabirine bavul içinde gelen belgeleri, sorgulamaksızın yayınlamaktan çekinmedi ve Balyoz Soruşturmasının açılmasını sağladı. Bu konudaki ısrarlı yayınıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesini çökertti. Yüzlerce subayın sahte dijital belgeler yüzünden mahkûm edilmesini sağladı.
4) Mahkemede yargılanıp hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar masum sayılması gereken insanlar hakkında peşin hükümle yargısız infaz yaptı. Ergenekon ve Balyoz sanıkları hakkında linç kampanyaları başlatmaktan geri durmadı.
5) TSKya yönelik yayınlarını her ne kadar anti-militarist bir duruş olarak açıklamaya çalışsa da aynı tavrı TSKnın iktidarla iyi ilişkiler kuran yeni yönetimine karşı sürdürmedi.
6) Bir gazetenin en önemli gücünün, finansmanının şeffaf olmasından kaynaklandığını unutup; nasıl finanse edildiğini bugüne kadar açıklayamadı. Cemaat matbaasında basıldı, yandaş medyanın dağıtım şirketi tarafından dağıtıldı.
7) Sözüm ona din ve inanç özgürlüğü, anayasa değişikliği, demokratikleşme, yargı paketleri konusunda gözünü kırpmadan desteklediği iktidarla zaman zaman kavga ediyormuş gibi yaptı ama nedense bu kavgaların hep iktidar ile cemaatin arasının açıldığı günlere denk gelmesi, akıllara bu gazetenin de aslında bir cemaat gazetesi olduğu kuşkusunu düşürdü!
8) Atatürkçü kesimlere, yurtseverlere esirgemediği eleştirilerini bir kez olsun, dini siyasete ve ticarete alet edenlerle, sömürgeci yabancı güçlere yöneltemedi.
9) WikiLeaks belgelerinin Türkiyedeki yayın hakkını aldı ama belgelerin Türkiye ile ilgili bölümlerinin sadece bir bölümünü yayınladı. En kritik iddiaların yer aldığı bölümlerin üzerine yattı.
10) Sözüm ona özgürlük maskesini yüzünden hiç çıkarmadı ama en küçük aykırı sese bile tahammül edemedi. Bu nedenle birçok çalışanıyla ve yazarıyla yollarını ayırmaktan çekinmedi.
***
Bugün gelinen noktada, Altan ailesinin en kavgacı üyesi Ahmet Altanın Tarafla üstlendiği TSKyı ve Atatürkçü kurumları yıpratma misyonu bitti.
Misyon bitince ve hele hele Ahmet Altan son dönemlerde iktidara karşı sert yazılara başlayınca; bu gazeteyi finanse eden birileri (!) desteklerini çekme kararı aldı.
Sonuçta, misyon bitti, para gitti, Ahmet Altana ve arkadaşlarına yol göründü.
***
Genç gazeteciler ile gazeteci adaylarının Taraf örneğinden alacakları ders basit:
Kendilerinin peçete gibi kullanılmasına izin verenler, gün gelince buruşturulup çöpe atılacaklarını da bilmelidir!
*****
GÜNÜN SORUSU
PKK, Suriyedeki uzantısı PYD aracılığıyla Esad muhalifi gruplara katılmış. Bildiğiniz gibi bizim iktidar da bu grupları destekliyor... Bu durumda sorum ortaya:
AKP iktidarı Suriyede PKK ile işbirliği mi yapacak?
*****
Etek boyu denetçisi!
CHPnin en solcu döneminde Genel Sekreter olan bugünün AKPli Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, nisan ayında Ankara Devlet Opera ve Balesince sahnelenen ve Padişah 5. Muratın yaşamını konu alan bale eserinin ilk gösterimini izlemiş...
Balerinlerin giydiği eteklerin boyunu fazla kısa bulmuş ve uzatılmasını istemiş!
Normalde sanatçıların, gazetecilerin, hukukçuların, doktorların, iş adamlarının siyasi emirlere ve mesleklerine yönelik baskılara direnmesi gerekir değil mi?
Aksi takdirde yarın öbür gün de Sağlık Bakanı, hastaların ameliyata pijamayla girmesini isteyebilir çünkü...
Ne yazık ki devlet memuru bale yönetimi, bu emri hemen yerine getirmiş ve eteklerin boyunu diz kapağının altına kadar indirmiş! Sonuçta da dansçılar bacaklarına dolaşan etekler yüzünden kaza geçirmeye başlamış...
Eser, yeni sezonda ise apar topar repertuardan çıkarılmış!
***
Hey gidi zaman hey...
Yılların sosyalistini ne hallere getirdin?
Misyon bitti! | GAZETE VATAN