Plan ortaya çıktıktan sonra yaşananlar
Soruşturma nasıl işledi? O plan için kim, ne demişti?
Jandarma Kriminal'in orijinal olduğuna ve altında Dursun Çiçek'in imzasının bulunduğuna kanaat getirdiği 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'yla ilgili tartışmalar uzun süre Türkiye kamuoyunda geniş yer tuttu. Tartışmalar Taraf gazetesinin 12 Haziran'da belgeyi kamuoyuna duyuran haberiyle başladı. Peki bugüne kadar soruşturmalar nasıl bir yol izledi? Belgeyle ilgili ilk yorumlar nelerdi?
İşte planın kamuoyuna yansımasından sonra yaşanan tüm gelişmeler:
Taraf'ın haberi
Belgeyle ve Albay Dursun Çiçek'in belgedeki imzasıyla ilgili tartışmalar Taraf gazetesinin 12 Haziran 2009 tarihli 'AKP ve Gülen'i Bitirme Planı' başlıklı haberiyle başladı. Habere göre Ergenekon tutuklusu emekli yüzbaşı avukat Serdar Öztürk'ün bürosundan çıkan ve Nisan 2009 tarihinde hazırlanan planın altında Genelkurmay Harekat Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Deniz Kurmay Albay Dursun'un Çiçek'in imzası bulunuyordu. Habere göre plan hükümetin ve Fethullah Gülen cemaatinin ordu içindeki tüm mensuplarını hedef alıyordu.
Askeri Savcılık'tan soruşturma
Haber üzerine Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Askeri Savcılık yaptığı açıklamayla, belgenin hukuki geçerliliği bulunmadığını, takipsizlik kararı verildiğini bildirdi. Savcılık aynı zamanda belgeyi sızdıranların soruşturulmasını istedi. Genelkurmay Başkanlığı ise belgeyi üretenler, sızdıranlar ve yayınlayanlar hakkında gerekli soruşturmanın yapılması amacıyla dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermeyi kararlaştırdı.
Emniyet Kriminal: Belge Çiçek'in
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Emniyet İstanbul Bölge Kriminal Laboratuvarı belgedeki imza ile Çiçek'in imza örneklerini inceledi. 20 Haziran'da hazırlanan raporda şöyle denildi: "Toplam 21 farklı evraktan alınan imza örnekleri üzerinde yapılan inceleme sonucu belge üzerinde bulunan imzanın 'Dursun Çiçek'in eli mahsulü' olduğu kanaatine varılmıştır."
Baykal'dan komplo belgesi çıkışı
Tartışmalar sürerken CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Bu komployu yapanların ortaya çıkarılması gerekir. Bu metnin belge niteliği taşımadığını herkes kabul etmelidir" açıklamasını yaptı. Baykal "Askeri savcılığın yapılan açıklamasında bunun bir belge olmadığı anlaşılmıştır. Bu gelinen noktada Başbakan, bu bir belge olmadığına göre komployu aydınlatmalıdır.
Nasıl olmuşta TSK’ya karşı böyle bir komplo belgesi ortaya atılmıştır ve Başbakan’ın bile ciddiye alacağı bir aşamaya gelmiştir. Bu komployu hazırlayanlar oraya nasıl gelmişlerdir? (...) Bu kağıda dayanarak ağır iddialar, ithamlar ortaya çıkmıştır. Bu kağıdı belge olarak kabul edip savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu tablo karşısında Başbakan toplumdan özür dilemelidir” diye konuştu,
Başbuğ belge için 'kağıt parçası' dedi
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ise belge için "kağıt parçası" benzetmesi yaptı. 26 Haziran 2009'da Genelkurmay Karargâhı'nda basın toplantısı düzenleyen Başbuğ, "Bütün bunlar devam ederken Türkiye neredeyse iki haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığının elinde bulunan, topladığı ve talep ettiği bütün bilgiler çerçevesinde yürüttüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaşmış olduğu kararla ortaya çıkan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir, harcamıştır. Ayrıca yargı sürecine sabırla ve sükunetle bekleme basiretini de gösterememiştir.
Her şeyden önce bunlardan dolayı gerçekten biz Türk Silahlı Kuvvetleri olarak üzgünüz.(...) Bu belgeyi ordu içinde fitne ve fesat çıkarma eylemleri
olarak görüyoruz` diyen Başbuğ, şunları şöyledi: `Artık Silahlı Kuvvelter üzerinden elinizi çekiniz. Türk Silahlı kuvvetleri üzerinde kendizi tanımlama gayretinden vazgeçiniz. Psikolojik harekat yürütmeye son veriniz. Asitmetrik olarak medya üzerinden yürütülen psikolojik harekete kamuoyunda cevap vermekten kaçınmaktadır.`
Çiçek'e ilk tutuklama Ekim'de
Tartışmalar sürerken Ergenekon soruşturmasını yürüten özel yetkili savcılar Çiçek'i ifadeye çağırdı. Çiçek planı kendisinin hazırlamadığını, imzanın ise taklit edildiğini iddia etti. Bunun üzerine 'ıslak imza' tartışmaları ortaya çıktı. Çiçek 1 Temmuz'da ifade verdikten sonra 'örgüt üyeliği' suçlaması ile tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevi'ne kondu ancak 18 saat sonra 'belgenin fotokopi olduğu' gerekçesiyle tahliye edildi. 15 Ekim 2009 tarihinde Ankara'dan Ergenekon savcılarına gönderilen imzasız bir ihbar mektubunda planın orijinal belgeleri yer aldı. Bunun üzerine Genelkurmay 26 Ekim'de Askeri Savcılığın yeniden soruşturma başlattığını duyurdu. 27 Ekim'de
İstanbul Başsavcıvekili Turan Çolakkadı, belgenin ıslak imzalı orijinalinin ellerinde olduğunu açıkladı.
Albay Kasım'da ikinci kez tutuklandı
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz 10 Kasım'da "Albayın zorla getirilmesini istedik" açıklamasını yaptı. Çiçek bir gün sonra ifade verdikten sonra İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktıktan sonra tutuklandı. Yine Hasdal Cezaevi'ne gönderilen Çiçek 43 saat tutuklu kaldıktan sonra itiraz üzerine 'kaçma şüphesinin bulunmamasının' da aralarında bulunduğu çeşitli nedenlerle tahliye edildi.
Adli Tıp: 'Belge orijinal'
Çiçek'in 30 Haziran'daki ifadesinde belgenin ve imzanın sahte olduğunu öne sürmesi üzerine belgenin orijinali yeniden Adli Tıp Kurumu'na gönderilmişti. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Genel Kurulu, 8 Şubat'ta belgenin orijinal olduğunu açıkladı.
Jandarma Kriminal de onayladı
Belgenin orijinalinin 16 Şubat'ta Ergenekon savcıları tarafından Genelkurmay'a gönderilmesinin ardından planın altındaki ıslak imza Jandarma tarafından incelemeye alındı. Belge hakkında Jandarma Kriminal'den beklenen rapor 23 Şubat'ta Genelkurmay'a ulaştı. Adli Tıp Kurumu, Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'tan sonra Jandarma Kriminal de belgenin gerçek olduğuna hükmetti. Jandarma Kriminal'in raporunda belgedeki ıslak imzanın da Dursun Çiçek'in el ürünü olduğu kaydedildi.
Soruşturma nasıl işledi? O plan için kim, ne demişti?
Jandarma Kriminal'in orijinal olduğuna ve altında Dursun Çiçek'in imzasının bulunduğuna kanaat getirdiği 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'yla ilgili tartışmalar uzun süre Türkiye kamuoyunda geniş yer tuttu. Tartışmalar Taraf gazetesinin 12 Haziran'da belgeyi kamuoyuna duyuran haberiyle başladı. Peki bugüne kadar soruşturmalar nasıl bir yol izledi? Belgeyle ilgili ilk yorumlar nelerdi?
İşte planın kamuoyuna yansımasından sonra yaşanan tüm gelişmeler:
Taraf'ın haberi
Belgeyle ve Albay Dursun Çiçek'in belgedeki imzasıyla ilgili tartışmalar Taraf gazetesinin 12 Haziran 2009 tarihli 'AKP ve Gülen'i Bitirme Planı' başlıklı haberiyle başladı. Habere göre Ergenekon tutuklusu emekli yüzbaşı avukat Serdar Öztürk'ün bürosundan çıkan ve Nisan 2009 tarihinde hazırlanan planın altında Genelkurmay Harekat Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Deniz Kurmay Albay Dursun'un Çiçek'in imzası bulunuyordu. Habere göre plan hükümetin ve Fethullah Gülen cemaatinin ordu içindeki tüm mensuplarını hedef alıyordu.
Askeri Savcılık'tan soruşturma
Haber üzerine Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Askeri Savcılık yaptığı açıklamayla, belgenin hukuki geçerliliği bulunmadığını, takipsizlik kararı verildiğini bildirdi. Savcılık aynı zamanda belgeyi sızdıranların soruşturulmasını istedi. Genelkurmay Başkanlığı ise belgeyi üretenler, sızdıranlar ve yayınlayanlar hakkında gerekli soruşturmanın yapılması amacıyla dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermeyi kararlaştırdı.
Emniyet Kriminal: Belge Çiçek'in
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Emniyet İstanbul Bölge Kriminal Laboratuvarı belgedeki imza ile Çiçek'in imza örneklerini inceledi. 20 Haziran'da hazırlanan raporda şöyle denildi: "Toplam 21 farklı evraktan alınan imza örnekleri üzerinde yapılan inceleme sonucu belge üzerinde bulunan imzanın 'Dursun Çiçek'in eli mahsulü' olduğu kanaatine varılmıştır."
Baykal'dan komplo belgesi çıkışı
Tartışmalar sürerken CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Bu komployu yapanların ortaya çıkarılması gerekir. Bu metnin belge niteliği taşımadığını herkes kabul etmelidir" açıklamasını yaptı. Baykal "Askeri savcılığın yapılan açıklamasında bunun bir belge olmadığı anlaşılmıştır. Bu gelinen noktada Başbakan, bu bir belge olmadığına göre komployu aydınlatmalıdır.
Nasıl olmuşta TSK’ya karşı böyle bir komplo belgesi ortaya atılmıştır ve Başbakan’ın bile ciddiye alacağı bir aşamaya gelmiştir. Bu komployu hazırlayanlar oraya nasıl gelmişlerdir? (...) Bu kağıda dayanarak ağır iddialar, ithamlar ortaya çıkmıştır. Bu kağıdı belge olarak kabul edip savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu tablo karşısında Başbakan toplumdan özür dilemelidir” diye konuştu,
Başbuğ belge için 'kağıt parçası' dedi
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ise belge için "kağıt parçası" benzetmesi yaptı. 26 Haziran 2009'da Genelkurmay Karargâhı'nda basın toplantısı düzenleyen Başbuğ, "Bütün bunlar devam ederken Türkiye neredeyse iki haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığının elinde bulunan, topladığı ve talep ettiği bütün bilgiler çerçevesinde yürüttüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaşmış olduğu kararla ortaya çıkan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir, harcamıştır. Ayrıca yargı sürecine sabırla ve sükunetle bekleme basiretini de gösterememiştir.
Her şeyden önce bunlardan dolayı gerçekten biz Türk Silahlı Kuvvetleri olarak üzgünüz.(...) Bu belgeyi ordu içinde fitne ve fesat çıkarma eylemleri
olarak görüyoruz` diyen Başbuğ, şunları şöyledi: `Artık Silahlı Kuvvelter üzerinden elinizi çekiniz. Türk Silahlı kuvvetleri üzerinde kendizi tanımlama gayretinden vazgeçiniz. Psikolojik harekat yürütmeye son veriniz. Asitmetrik olarak medya üzerinden yürütülen psikolojik harekete kamuoyunda cevap vermekten kaçınmaktadır.`
Çiçek'e ilk tutuklama Ekim'de
Tartışmalar sürerken Ergenekon soruşturmasını yürüten özel yetkili savcılar Çiçek'i ifadeye çağırdı. Çiçek planı kendisinin hazırlamadığını, imzanın ise taklit edildiğini iddia etti. Bunun üzerine 'ıslak imza' tartışmaları ortaya çıktı. Çiçek 1 Temmuz'da ifade verdikten sonra 'örgüt üyeliği' suçlaması ile tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevi'ne kondu ancak 18 saat sonra 'belgenin fotokopi olduğu' gerekçesiyle tahliye edildi. 15 Ekim 2009 tarihinde Ankara'dan Ergenekon savcılarına gönderilen imzasız bir ihbar mektubunda planın orijinal belgeleri yer aldı. Bunun üzerine Genelkurmay 26 Ekim'de Askeri Savcılığın yeniden soruşturma başlattığını duyurdu. 27 Ekim'de
İstanbul Başsavcıvekili Turan Çolakkadı, belgenin ıslak imzalı orijinalinin ellerinde olduğunu açıkladı.
Albay Kasım'da ikinci kez tutuklandı
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz 10 Kasım'da "Albayın zorla getirilmesini istedik" açıklamasını yaptı. Çiçek bir gün sonra ifade verdikten sonra İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktıktan sonra tutuklandı. Yine Hasdal Cezaevi'ne gönderilen Çiçek 43 saat tutuklu kaldıktan sonra itiraz üzerine 'kaçma şüphesinin bulunmamasının' da aralarında bulunduğu çeşitli nedenlerle tahliye edildi.
Adli Tıp: 'Belge orijinal'
Çiçek'in 30 Haziran'daki ifadesinde belgenin ve imzanın sahte olduğunu öne sürmesi üzerine belgenin orijinali yeniden Adli Tıp Kurumu'na gönderilmişti. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Genel Kurulu, 8 Şubat'ta belgenin orijinal olduğunu açıkladı.
Jandarma Kriminal de onayladı
Belgenin orijinalinin 16 Şubat'ta Ergenekon savcıları tarafından Genelkurmay'a gönderilmesinin ardından planın altındaki ıslak imza Jandarma tarafından incelemeye alındı. Belge hakkında Jandarma Kriminal'den beklenen rapor 23 Şubat'ta Genelkurmay'a ulaştı. Adli Tıp Kurumu, Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'tan sonra Jandarma Kriminal de belgenin gerçek olduğuna hükmetti. Jandarma Kriminal'in raporunda belgedeki ıslak imzanın da Dursun Çiçek'in el ürünü olduğu kaydedildi.