- Katılım
- 10 Kas 2005
- Mesajlar
- 10,456
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
Özal hükümetleri döneminde başlayıp, AKP döneminde zirveye ulaşan özelleştirme uygulamaları, özellikle sağlık alanında, katlanılamaz bir duruma gelmekte.
Özal hükümetleri döneminde başlayıp, AKP döneminde zirveye ulaşan özelleştirme uygulamaları, özellikle sağlık alanında, katlanılamaz bir duruma gelmekte. Hiçbir işli-işsiz, çalışan ya da emekli yurttaşımızın “sosyal güvenlik” güvencesinin dışında bırakılmayacağını iddia eden sistem, “Emekli Sandığı” mensubu olan bana, günlerden bugün (04.11.2009), tam anlamıyla “Paran kadar sağlık” dayatmasında bulundu...
İzmir’deki bir özel sağlık kuruluşuna, “kalp rahatsızlığım” nedeniyle yaptığım başvuru sürecinde, muayene ve EKG için 14 TL ücret ödeyerek işlemlere başladık.
Doktorumuzun, EKG’yi incelemesi, rahatsızlığımızla ilgili hikayemizi dinlemesi ve yapılan muayenenin arkasından istediği özel tetkiklerin mali pozisyonu ise hiç de beklediğimiz gibi değildi. Renkli doppler, ekokardiyografi, Holder EKG ve ayrıntılı kan tahlili istemlerinin sonucunda, 70 TL daha isteniyordu bizden.
Vezne görevlilerinin söylediklerini, dönüp, doktoruma aktardığımda ise, “Doğrudur, abi!” yanıtını aldım.
Benim için yapılacak bir şey kalmadığından, vezneye gidip, “Şimdilik, kalsın bu işlem” diyerek, bazı belgeleri alarak, kurumdan ayrıldım. Çünkü, o ana kadar olanların dışında yapılacaklar için, daha ne kadar para isteneceğinin hiçbir garantisi yoktu...
İnanın, sorun, kesinlikle, sadece beni ilgilendiren bir sorun da değildi. Hiç bir sosyal güvencesi olmayan, işsiz, iş güvencesiz, sigortasız ve sendikasız bir şekilde yaşamını sürdüren insanlarımız ne yapacaklar?
Bu yalan, bu talan, bu sömürü ve soygun düzeni nereye kadar sürecek?
Öğretmen ya da eğitim-öğretim kurumu ile öğrencinin; doktor veya sağlık kuruluşu ile hastanın arasına “paranın saltanatının” girmesi ve bundan kaynaklı ahlaksızlıklar, ne zaman sona erdirilecek?
Soruları çoğaltmak elbette mümkün. Ama sorunların çözülmesi için tüm emekçilerin, işçilerin, köylülerin, küçük esnaf ve sanatkarlarla, özellikle işsizlerin güçlerini birleştirerek mücadeleyi yükseltmekten başka seçeneğimiz yok.
Bunun için daha ne kadar bekleyeceğiz, onu bilemiyorum!...
M. Kâmil Bal (İzmir)
kaynak
Özal hükümetleri döneminde başlayıp, AKP döneminde zirveye ulaşan özelleştirme uygulamaları, özellikle sağlık alanında, katlanılamaz bir duruma gelmekte. Hiçbir işli-işsiz, çalışan ya da emekli yurttaşımızın “sosyal güvenlik” güvencesinin dışında bırakılmayacağını iddia eden sistem, “Emekli Sandığı” mensubu olan bana, günlerden bugün (04.11.2009), tam anlamıyla “Paran kadar sağlık” dayatmasında bulundu...
İzmir’deki bir özel sağlık kuruluşuna, “kalp rahatsızlığım” nedeniyle yaptığım başvuru sürecinde, muayene ve EKG için 14 TL ücret ödeyerek işlemlere başladık.
Doktorumuzun, EKG’yi incelemesi, rahatsızlığımızla ilgili hikayemizi dinlemesi ve yapılan muayenenin arkasından istediği özel tetkiklerin mali pozisyonu ise hiç de beklediğimiz gibi değildi. Renkli doppler, ekokardiyografi, Holder EKG ve ayrıntılı kan tahlili istemlerinin sonucunda, 70 TL daha isteniyordu bizden.
Vezne görevlilerinin söylediklerini, dönüp, doktoruma aktardığımda ise, “Doğrudur, abi!” yanıtını aldım.
Benim için yapılacak bir şey kalmadığından, vezneye gidip, “Şimdilik, kalsın bu işlem” diyerek, bazı belgeleri alarak, kurumdan ayrıldım. Çünkü, o ana kadar olanların dışında yapılacaklar için, daha ne kadar para isteneceğinin hiçbir garantisi yoktu...
İnanın, sorun, kesinlikle, sadece beni ilgilendiren bir sorun da değildi. Hiç bir sosyal güvencesi olmayan, işsiz, iş güvencesiz, sigortasız ve sendikasız bir şekilde yaşamını sürdüren insanlarımız ne yapacaklar?
Bu yalan, bu talan, bu sömürü ve soygun düzeni nereye kadar sürecek?
Öğretmen ya da eğitim-öğretim kurumu ile öğrencinin; doktor veya sağlık kuruluşu ile hastanın arasına “paranın saltanatının” girmesi ve bundan kaynaklı ahlaksızlıklar, ne zaman sona erdirilecek?
Soruları çoğaltmak elbette mümkün. Ama sorunların çözülmesi için tüm emekçilerin, işçilerin, köylülerin, küçük esnaf ve sanatkarlarla, özellikle işsizlerin güçlerini birleştirerek mücadeleyi yükseltmekten başka seçeneğimiz yok.
Bunun için daha ne kadar bekleyeceğiz, onu bilemiyorum!...
M. Kâmil Bal (İzmir)
kaynak