İmam Ozan'ın cebinden 'veda hutbesi' çıktı____

LOOPUSED

Altın Üye
Altın Üye
Katılım
6 Haz 2008
Mesajlar
12,048
Reaction score
0
Puanları
0
Yaş
55
Konum
€z€Ld€n €b€d€
İmam Ozan'ın cebinden 'veda hutbesi' çıktı



resim70756_2.jpg

Mardin'in Bilge köyünde yapılan saldırıda hayatını kaybeden imam Hacı Kazım Ozan (24), Ankara'nın Beypazarı ilçesinde gözyaşları arasında toprağa verildi.


ŞEHİT İMAMIN CENAZESİ TOPRAĞA VERİLDİ

Sabah saatlerinde Beypazarı Devlet Hastanesi morgundan alınan Ozan'ın cenazesi, Ayvaşık Mahallesi'ndeki baba ocağına getirildi. Cenazenin araçtan indirilmesi sırasında vatandaşlar gözyaşı dökerken; kimi vatandaşlar ise baygınlık geçirdi. Bayılan vatandaşlara sağlık görevlileri müdahale etti.

Türk bayrağına sarılı imam Ozan'ın naaşı eve alınarak yüzü son kez anne ve babasına gösterildi. Bu sırada baba İzzet Ozan ile anne Neriman Ozan fenalık geçirdi. Anne Ozan, "Mardin'e biz seni böyle mi uğurladık?" diyerek feryat etti.

Helallik alınmasının ardından Ozan'ın naaşı, benzinlik mevkiine araçla getirildikten sonra buradan omuzlara alınarak Beypazarı Merkez Yeni Camii'ne getirildi.

Öğlen vakti Ozan için cenaze namazı kılındı. Namaza şehit Ozan'ın babası İzzet Ozan, akrabaları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Cenaze namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, hayatı da ölümü de yaratanın Allah olduğunu hatırlattı.

Önemli konunun, Allah'ın huzuruna ak bir alınla çıkmak olduğunu ifade eden Bardakoğlu, bir vahşete kurban verildiğini ve Ozan'ın da ak bir alınla Allah'ın huzuruna gönderildiğini belirtti. Dünyanın bir cinnet hali baskısı altında olduğunu anlatan Bardakoğlu, insanların kalplerinin katılaştığına dikkat çekti.

Kalplerden şefkat ve rahmetin çekildiğini kaydeden Bardakoğlu, "Bu olayı sadece kin, intikam duyguları veya töreyle izah etmek mümkün değil. Bu bir cinnet, vahşet ve gözü dönmüşlük halidir. Toplumun önde gelen insanlarının başları ellerini arasına alıp düşünmesinin zamanı geldi. İnsanlar rahmet eğitimine tabi tutulmalıdır." dedi.

Ozan'ın ailesine başsağlığı dileyen Bardakoğlu, bir daha böyle acıların yaşanmaması temennisinde bulundu.

BABA OZAN AYAKTA DURMAKTA ZORLANDI

Cemaatten helallik alınmasının ardından şehit Ozan'ın naaşı, cenaze aracıyla Beypazarı Şehir Mezarlığı'na götürüldü.

Baba Ozan, oğlunun tabutunu taşımak istedi ancak gücü yetmedi. Baba Ozan, iki kişinin kollarına girmesiyle ancak yürüyebildi. Beypazarı Şehir Mezarlığı'nda yapılan dualar ve okunan Kur'an-ı Kerim'in ardından Ozan toprağa verildi.

Defin işlemi sırasında bazı vatandaşlar fenalık geçirdi.

Hacı Kazım Ozan, Beypazarı İmam Hatip Meslek Lisesi mezunu. 3 kız kardeşi olan Ozan, ailenin de tek erkek çocuğuydu. Açıköğretim'den Kamu Yönetimini bitiren Ozan'ın ilk görev yeri Mardin'in Bilge Köyü. Burada yaklaşık 2 yıl 3 ay görev yapan Ozan'ın tayini Bolu'nun Kıbrıscık ilçesi Devecik Köyü'ne çıkmıştı. Bilge Köyünü çok sevmesinden dolayı orada uzun süre kaldığı ifade edilen şehit Ozan'ın ailesine yakın olmak için Bolu'ya tayin olmak istediği öğrenildi.

SON CUMA NAMAZINDA CEMAATTEN HELALLİK İSTEYECEKTİ

Hacı Kazım Ozan, iki hafta önce Beypazarı'na gelmişti. Perşembe günü ise Ozan'ın eşyaları tayininin çıktığı Devecik köyüne götürülecekti. Şehit Ozan'ın cemaatle cuma namazında helalleşmeyi planladığı öğrenildi. Ancak ölüm onu bir nişan evinde buldu. Yatsı Namazı'nı caminin biraz uzak olmasından dolayı nişan evinde cemaatle kılmayı düşünen Ozan, burada uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Boynuna ve vücudunun çeşitli yerlerine 5-6 kurşun alan Ozan, namaz kıldığı yerde şehit düştü. İmam Ozan'ın cebinden cuma namazında okuyacağı hutbe yazısı çıktığı belirtildi.

Hacı Kazım Ozan ile 3 yıl lise okuyan arkadaşı Mutlu Er, hayatını kaybettiğini televizyonlardan öğrendiğini dile getirdi.

Er, Ozan'ın yüzünün çok nurlu olduğunu ve şimdiye kadar gördüğü ölen insanlarda böyle bir yüz görmediğini belirtti.

Ozan'ın ortaokuldan beri imam olmak istediğini anlatan Er, "Ben ne okursam okuyayım imam olacağım' diyordu. İstediği oldu. Çok iyi bir insandı. Yaşadığım acıyı tarif edemem. En son üç hafta önce telefonla görüşmüştük. Sürekli haberleşirdik. Bir araya geldiğimizde dinle ilgili konuşurduk. Büyüklerin yanında otururduk. Mardin'i çok sevmişti." dedi.

Ozan'a arada bir "Ne zaman evleneceksin, evlenmeyecek misin?" diye takıldığını dile getiren Er, kendisine "Bunları konuşmayalım. Şuan evlilik için erken. İlerde olabilir." dediğini aktardı.

Hayatını kaybeden diğer vatandaşların yakınlarına başsağlığı dilemek için Mardin'e de gideceklerini söyleyen Er, bu hain saldırıyı gerçekleştirenlerin asılması gerektiğini sözlerine ekledi. (CİHAN)



http://www.habervaktim.com/haber/70756/imam_ozanin_cebinden_veda_hutbesi_cikti.html
 
yürek burkan durum.
 
imamı öldüren ŞEYH

06052009211101.jpg

Katliam türbede planlandı!


MARDİN'in Mazıdağ İlçesi Bilge Köyü'nde 44 kişinin katledildiği köyde bugün toprağa verilenlerin mezarları başında gözyaşları sel olup aktı, ağıtlar yakıldı. Saldırıyı planlayan olduğu belirtile ve 'Şeh Mehmet' lakabıyla tanınan Mehmet Çelebi'nin katlima planını Kırçeşme Köyü'nde dergah olarak kullandığı türbede yaptığı ve saldırganların yaya olarak katliam köyüne geldikleri belirlendi. Katilamdan sağ kurtalan damadın kardeşi Sultan Arı, saldırganların ölmeyenlerin üzerine defalarca ateş açtığını belirterek, 5 yaşındaki kardeşi Ruhşen'in de alnından vurularak öldürüldüğünü söyledi.

KATLİAM BU TÜRBEDE PLANLANDI

Bilge Köyü'nde eski muhtar Çemil Çelebi'ni kızı Sevgi ile damat Habip Arı'nı nişan töreninin basılıp 44 kişinin katledildiği olayın planlarının Arı Köyü'ne 1 kilometre mesafede bulunan Kırçeşme Köyü'nde planlandığı ortaya çıktı. İddiaya göre, katliamın emrini veren ve Kırçeşme Köyü Camii yanındaki Sabri-H. Resul Türbesi'ni dergah olarak kullanan 'Şıh Mehmet' lakaplı Mehmet Çelebi, katiam günü yanında akrabalarıyla dargahına geldi. Burada bir süre oturan Çelebi ailesi daha sonra köy camiine girerek 5 saat katliamın planını yaptı. Çelebi, ailesi planı yaptıktan sonra saldırıdan yaklaşık 30 dakika önce camiden yaya ve silahsız olarak ayrılıp Bilge Köyü'ne gitti.. Yoğun toz bulutları nedeniyle göz gözü görmediği köyde daha önceden sakladıkları silahları alan saldırganlar daha sonra nişanın yapıldığı evin çevresini sardı. Ardından saldırganlar içeriye girerek kadın çocuk, yaşlı genç demeden Kalaşnikof tüfeklerle taradıktan sonra yine köyden yaya olarak ayrıldı.

GÖZYAŞLARI SEL OLDU

Katliamda yaşamını yitiren 44 kişiden, 39'u dün gece iş makineleriyle Bilge Köyü'nde açılan mezarlarda toprağa verildi, mezarlar bu sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ziyaretçi akınına uğradı. Katilamda, çocukları, anne, babaları ve yakınlarını kaybeden çoğu kadın ve çocuklar mezarların başında dualar okurken gözyaşlarını tutamadı. Mezar başlarından yükselen ağıtlar köydeki sessizliği bozarken, yürekleri dağladı.

KATLİAMDAN KURTULAN SULTAN: HEPSİNİ ÖLDÜRÜN DİYE BAĞIRDILAR

Bilge Köyü'nde katliama dönüşen nişan törenin damat taraf olan Arı ailesinden 4 kişi yaşamını yitiriken, katliam evinden 13 yaşındaki Sultan Arı sağ olarak kurtulmayı başardı. Saldırıda damat Habip, anne Kafiye, baba Mithat ve ailenin küçük kızları Ruken Arı, dün akşam Diyarbakır'da toprağa verildi. Ailesinin cenaze töreninde gözyaşlarını tutumayan Sultan Arı, bugün katliamda yaşadıklarını gözyaşları arasında anlattı. Diyarbakır'da Çelebi İlköğretim Okulu 5'inci sınıf öğrencisi olan Sultan Arı, nişan evinde erkeklerin ve kadınların ayrı ayrı yerlerde olduğunu kendisinin de gelen Sevgi Çelebi ile ayrı bir odada bulunduklarını söyledi. Arı, güçlükle konuşarak katliamı şöyle anlattı:

"Birden silah sesleri geldi. Odada bulunan büyüklerimiz hemen bizi başka odaya götürüp odanın ışığını kapatıp, televizyon ve elektrikli ısıtının fişini çekti. Odada yatak ve battaniyelerin konulduğu bir yer vardı. Biz oraya saklandık. Bir süre sonra silah sesleri kesildi. Ama tekrar adamlar eve gelerek 'her yeri arayın hiç kimse sağ kalmasın, herkesi öldürün' diye bağırdılar. Bazı adamlar ayaklarıyla yerde yatanların ölüp ölmediğini kontrol ediyordu. Ölmeyen üzerine ateş açıp öldürdükten sonra gittiler. Benim yanımda ablam ile köyden bazı çocuklar vardı. Biz hiç sesimizi çıkarmadan orada saklandık. Sonra eniştem odaya gelince biz çıktık. Bize, "Allah'a şükür siz ölmemişsiziniz. Ama herkes ölmüş' dedi"

5 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU ALNINDAN VURMUŞLAR

Daha sonra gizlendiği yerden çıkıp anneninin bulunduğu odaya gittiğini anlatan Sultan Arı, "Bana babamların namaz kılarken öldürüldüğünü söylediler. Annemin bulunduğu odaya gittiğimde kardeşim Ruhşen yerde yatıyordu. Onu anlından vurmuşlardı. Gözleri de açıktı. Daha sonra ablam polisi ve jandarmayı arada ama onlar vaktinde gelmediler. Biz yine gelecekler diye bir süre evden çıkamadık. Askerler geldikten sonra çıkabildik" dedi.

BİZE İFTİRA ATIYORLAR

Katliamla ilgili tutuklanan 8 kişi arasında yeralan Süleyman Çelebi'ni karısı 6 çocuklu Makbule Çelik, saldırıyı kendi ailelerinin yapmadığını ve iftiraya uğradıklarını ileri sürdü. Ölenlerle amca, dayı çocukları olduğunu söyleyen Makbule Arı, "Bize iftira atıyorlar, kendilerinin zengin olduğunu bizimde fakir olduğumuzu söyleyip, mallarında gözümüz olduğunu söylüyorlar. Biz fakir değiliz benim evimde her türlü eşyam var. Benim kocam, kayınbiraderlerim para için böyle şeyler yapmaz. Biz böyle bir kıyımı nasıl yaparız. Bunu kim yapmışsa ortaya çıkarsınlar. Bizi ortadan kaldırmak için iftira atıyorlar. Olaydan sonra kocam evde otururken jandarma alıp götürdü. Köyde diğer korucular görevi gitmiş, birtek evde kalanları alıp götürdüler.

Katilamı gerçekleştidikleri gerekçesiyle tutuklanan 8 kişinin evinin, saldırının yaşandığı eve 15 metre mesafede olduğu ortaya çıktı. Köyde yaşayan 11 yaşındaki Mehmet Selim Seleci, nişan törenine kendisininde gideceğini belirterek, "Bede oraya gidecektim ama annem beni dersine çalış diyerek göndermedi" dedi.

ÇOCUKLAR ANLATIYOR....

Sabahın erken saatlerinden itibaren köylülerle birlikte çok sayıda çocuk, yakınlarının mezarını ziyaret etti. Mezarlıkta bazı çocuklar dua ederken,
bazıları da mezar taşlarına sarılarak ağladı. Çocuklardan Sıddık Çelebi (12), olayda annesi Arife Çelebi’yi aybettiğini belirterek, "Olayın olduğu gün annem nişana gitmişti. Biz kardeşlerimizle birlikte evdeydik. Silah sesleri duyduk. Muhtarın kızının sesi geldi. Olay yerine gittiğimizde çok yaralı vardı, her yer kan içindeydi. Babam ve diğer köylüler, herkesi arabalara koydu. Hastaneye götürdüler. Sonra kara haber
geldi. Annemin öldüğünü duydum. Saldırıda annemin yanı sıra iki amcamı ve iki dayımı kaybettim" dedi.

11 yaşındaki Muhammet Selim Çelebi ise, saldırı günü evde olduklarını annesi ve kardeşlerinin nişana gittiğini belirtti.

Önce dikkati başka yöne çekmek için trafoya ateş açıldığını belirten Çelebi, "Daha sonra eve ateş ettiler. Olayda annem, ablam ve 1 yaşındaki yeğenim öldü. Çok zor bir olay" diye konuştu.

Canan Çelebi (11) de anne ve babasını saldırıda kaybettiklerini anlatarak, "Annem ve babamı kaybettik. Biz ortada kaldık. Teyzem bizi yanına
alacağını söyledi. Durumumuzun ne olacağını bilmiyoruz. Kardeşlerimle birlikte mezarın başından ayrılmak istemiyoruz" dedi. Mehmet Akyol da olayda amcasının oğlu ve 9 aylık hamile olan eşi Abide Akyol’u kaybettiklerini anlattı. Doğum yapmak üzere olan Abide Akyol’un 1 yaşındaki çocuklarının da yetim ve öksüz kaldığını vurgulayan Mehmet Akyol, "Ölenlerin hepsi bizim akrabalarımız. Neden yapıldığını bilemiyoruz. Dayanılacak gibi değil" diye konuştu.

Mehmet Akyol ve Abide Akyol’un yakınları düğünlerinde çektikleri fotoğrafları ile ağıt yaktılar. Saldırının gerçekleştirildiği evin dışından görüntü alan bazı gazetecilerin eve pencereden girmek istemesi üzerine köylüler tepki gösterdi. Köylülerin isteği üzerine gazeteciler köy dışına çıktı.
Öte yandan, saldırıda yaklaşık 40 çocuğun, anne veya babasını ya da her ikisini kaybettiği bildirildi

SERBEST BIRAKILAN KORUCU: BANA KURŞUN SIKTILAR

Bilge Köyü'ndeki katliamla ilgili gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan geçici köy korucusu Ahmet Çelebi, kendisinin olayla ilgisinin olmadığının Jandarma Komutanlığı'nda ortaya çıktığını söyledi.

Alabalık tesisleri işlettiğini belirten Ahmet Çelebi, katliamdan önce boş bir eve imamın yerleşmesi konusunda ölenlerden 2 kişiyle tartışma yaşadığını ve bu kişilerin kendisine ateş ettiğini söyledi. Çelebi şunları söyledi:

"Nişandan bir iki gün önce damat ile okey oynadık. Kendisine hayırlı uğurlu olsun dedim. Bizlerin babası bir. Akrabalarımın bir kısmı tutuklandı. Bunun bir namus davası olduğunu söylüyorlar. Namus davasında en fazla 3 kişi vurulur. Bu namus davası değil. İnşallah faillerini bulacaklar. Köyden daha önce göç eden bir vatandaşın evi vardı. Biz o eve imamı yerleştirmek istedik. Ölen Muhittin Çelebi ve Fesih Çelebi buna karşı çıktılar. Muhittin, `evde benimde payım var ben yerleşeceğim' diyordu. Ben imamın yerleşmesini çok istiyordum. Bana karşı olarak bir gün bana kurşun sıktılar. İmamın kendisi jandarmayı arayıp ihbar etti. Ben kurtuldum. Hepimiz bir aileyiz. Onlarınki gibi bizim de ciğerimiz yandı. Aklı başında bir insan olsaydı gider oturur konuşurdum. Bana dışarda dolaşma seni vuracaklar diyorlar ama ben kimsenin beni vuracağını sanmıyorum çünkü ben ve ailem böyle bir şey yapmadık."

Korucu Ahmet Çelebi'nin yatalak olan babası 75 yaşındaki Veli Çelebi, olaya çok üzüldüğünü ve ölen kişilerin akrabaları olduğunu söyledi. Baba Çelebi, "O gece silah sesleri geldi. Ben nişan için silah sıktılar diye düşündüm. Daha sonra silah sesleri daha da arttı. Bu köyde köpek sesi bile gelse akşamları herkes silahını alıp dışarı çıkar. Bunun üzerine ben de zorla dışarı çıktım. Bana `senin çocukların bu olayı yapmış' dediler. Benim çocuklarım her akşam nöbete gidiyorlardı. 6 çocuğum da korucu. O gece silahlarını alıp gece nöbetine gittiler, ancak bir daha geri dönmediler" dedi.
http://www.korsanhaber.com/haber/49767/Katliam_trbede_planland
 
Geri
Üst