Allah intikam almaya ihtiyaç duyar mı?
Allah’ın 99 isminden biri müntakim’dir. Yani “intikam alan”... Sonsuz kudrete sahip Allah’ın kimden, ne diye intikam almaya ihtiyacı olsun ki? Öyle değil mi?
Oysa bu kelime üzerine kafa yormaya başladığımızda anlamını ve derinliğini daha iyi kavrıyoruz.
Kur’an’da üç yerde geçen bu kavram bir ayette çok açık bir şekilde anlatılıyor...
“Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.”
Yani zulme uğrayanın hesabı, bazen burada bazen ahirette, mutlaka görülür.
İntikamı alınır...
Siz alamasanız bile...
Kendilerine “aydın” diyen insanların “karanlık”...
Kendilerine “Müslüman” diyen insanların “Allahsız”...
Kendilerine “dürüst” diyenlerin “sahtekâr”...
Kendilerine “vatansever” diyenlerin “hain” olduğu bir memleket görüyorum.
Oysa bu memlekette herhangi bir kartvizit taşımadan da aramızda yaşayan “aydınlar”, “Müslümanlar”, “dürüst”ler ve “vatansever”ler var...
Bizi biz kılan; “iyi ve güzel” vasıflara sahip insanlar da elbette var.
Allah’ın adını kullanarak güce tapan sahtekârlara, iki kuruş daha kazanmak için türlü ahlaksızlıklara dalanlara, anlaşılamaz bir nefretle bu ülkeyi bir an önce paramparça edip bir kan deryasına sokmaya çabalayanlara bakıyorum...
Sadece bu memlekette değil tüm dünyada meseleler bu kadar karanlık.
İnsan türünün, kendi elleriyle hazırladığı bir felakete koşar adım yaklaştığını düşünüyorum.
Allah’ın müntakim sıfatıyla yüzleşmeye hazır yığınlar kör ve sağır...
Yapılacak bir şey var mı?
Sanmıyorum.
Çok komik gelebilir ama “Dünyanın Durduğu Gün” filmine geçeceğim buradan...
Robert Wise’in 1951 yılı yapımı “The Day Earth Stood Still” adlı kült filmi Scott Derrickson’un yönetiminde gene beyazperdede... İzleyin.
Keanu Reeves ve Jennifer Connelly başrollerde... Elbette Hollywood soslu... Ama tüm bunları geçin...
Uzaylılar, dünyanın insan türünden temizlenmesine karar verir. (Pek haklı olarak!)
Bu kararın alınmasında rol oynayan ve 70 yıl önce dünyaya yollanan “Çin’li” uzaylı, “Bunlar adam olmaz... Yok edilmeliler” hükmünü paylaşır.
“Fakat, ben dönmüyorum...” der Mc Donald’s’ta(!) çekilen sahnede “Tüm kötülüklerine karşın iyi şeyler de var... İlk geldiğimde lanet ettim ama şimdi onları anlıyorum ve bu sonu onlarla paylaşmalıyım.”
Filmin final sahnesindeki sessizliğin huzurunu hissetmeyen olabilir mi?
O sahnede acı acı gülümsedim.
Kıyamet olur da ben yaşarken koparsa, “müntakim”i nasıl idrak edeceğimi gördüm.
Huzur duydum...
“Kötü”yü paylaşan biri olduğunu fark etmek, o anın idrakiyle, korkudan çok huzur veriyor kalbe...
KaynaK
Allah’ın 99 isminden biri müntakim’dir. Yani “intikam alan”... Sonsuz kudrete sahip Allah’ın kimden, ne diye intikam almaya ihtiyacı olsun ki? Öyle değil mi?
Oysa bu kelime üzerine kafa yormaya başladığımızda anlamını ve derinliğini daha iyi kavrıyoruz.
Kur’an’da üç yerde geçen bu kavram bir ayette çok açık bir şekilde anlatılıyor...
“Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.”
Yani zulme uğrayanın hesabı, bazen burada bazen ahirette, mutlaka görülür.
İntikamı alınır...
Siz alamasanız bile...
Kendilerine “aydın” diyen insanların “karanlık”...
Kendilerine “Müslüman” diyen insanların “Allahsız”...
Kendilerine “dürüst” diyenlerin “sahtekâr”...
Kendilerine “vatansever” diyenlerin “hain” olduğu bir memleket görüyorum.
Oysa bu memlekette herhangi bir kartvizit taşımadan da aramızda yaşayan “aydınlar”, “Müslümanlar”, “dürüst”ler ve “vatansever”ler var...
Bizi biz kılan; “iyi ve güzel” vasıflara sahip insanlar da elbette var.
Allah’ın adını kullanarak güce tapan sahtekârlara, iki kuruş daha kazanmak için türlü ahlaksızlıklara dalanlara, anlaşılamaz bir nefretle bu ülkeyi bir an önce paramparça edip bir kan deryasına sokmaya çabalayanlara bakıyorum...
Sadece bu memlekette değil tüm dünyada meseleler bu kadar karanlık.
İnsan türünün, kendi elleriyle hazırladığı bir felakete koşar adım yaklaştığını düşünüyorum.
Allah’ın müntakim sıfatıyla yüzleşmeye hazır yığınlar kör ve sağır...
Yapılacak bir şey var mı?
Sanmıyorum.
Çok komik gelebilir ama “Dünyanın Durduğu Gün” filmine geçeceğim buradan...
Robert Wise’in 1951 yılı yapımı “The Day Earth Stood Still” adlı kült filmi Scott Derrickson’un yönetiminde gene beyazperdede... İzleyin.
Keanu Reeves ve Jennifer Connelly başrollerde... Elbette Hollywood soslu... Ama tüm bunları geçin...
Uzaylılar, dünyanın insan türünden temizlenmesine karar verir. (Pek haklı olarak!)
Bu kararın alınmasında rol oynayan ve 70 yıl önce dünyaya yollanan “Çin’li” uzaylı, “Bunlar adam olmaz... Yok edilmeliler” hükmünü paylaşır.
“Fakat, ben dönmüyorum...” der Mc Donald’s’ta(!) çekilen sahnede “Tüm kötülüklerine karşın iyi şeyler de var... İlk geldiğimde lanet ettim ama şimdi onları anlıyorum ve bu sonu onlarla paylaşmalıyım.”
Filmin final sahnesindeki sessizliğin huzurunu hissetmeyen olabilir mi?
O sahnede acı acı gülümsedim.
Kıyamet olur da ben yaşarken koparsa, “müntakim”i nasıl idrak edeceğimi gördüm.
Huzur duydum...
“Kötü”yü paylaşan biri olduğunu fark etmek, o anın idrakiyle, korkudan çok huzur veriyor kalbe...
KaynaK