Kadın Yüzyılı

Deep Ocean

Banned
Katılım
25 Tem 2009
Mesajlar
151
Reaction score
0
Puanları
0
Rönesans, aydınlanma, sanayi yüzyıllarını geride bıraktık. 20. yüzyıl da çok tartışıldı. Amerikan yüzyılı, İsrail yüzyılı dendi. Gelecek yüzyıl için Türk yüzyılı, Çin yüzyılı gibi deyimler kullanılıyor. Lakin bir başka zaviyeden ve cepheden baktığınızda da karşımıza kadın yüzyılı çıkıyor. Ali Bulaç, doğru bir tespitle günümüzde bilgiye ve kadına ulaşmanın kolay olduğunu söylemişti. Bu doğru ve tecrübeyle sabit. Lakin gerçekten de içinde bulunduğumuz yüzyıl şüpheye mahal bırakmayacak bir biçimde kadın yüzyılı. Lakin buna, kadın değerlerinin ucuzladığı kadınsı bir yüzyıl denmesi sezadır ve zannımda daha doğrudur. Zira hayatın merkezinde kadın figürü var. Erkeğin pabucu dama atılalı çok oldu. Bu yüzyılda erkek sorumsuz kadın ise bencil olarak tanımlanabilir. Hayatta kadın marjı arttı, erkek marjinal kaldı. Bu yüzyılı geçen yüzyıllardan ayıran temel faktörlerden birisi kadının konumunun güçlenmesidir. Lakin bu dengenin aleyhine olmuştur. Empowerement of women yani kadının güçlendirilmesi ve kadın lehine pozitif ayrımcılık ve imtiyazlar asrımızın en çok dillendirilen hususlarının veya düzenlemelerinin başında geliyor. Kadının güçlendirilmesi sayesinde ailenin merkezi kalmadı. Eskiden çekirdek aileden bahsediliyordu. Lakin çekirdek aile de atom çağında parçalandı ve aile, fertlere dönüştü. Aile gitti, fertler kaldı. Paylaşım rejimi gibi rejimlerle de birlikte aslında ailenin çekirdeği olan karı koca veya ebeveyn birbirine yabancılaştırıldı. Kadın güçlendi ve erkek tahtını kaybetti. Bunun sonucunda kavmiyet kavramı kayboldu. Veya el değiştirdi. Bilindiği gibi, İslâm erkeğin aile reisi olduğu bir sosyal yapıyı esas alır ve hukuk da buna göre şekillenir. Lakin sosyal yapı o kadar değişti ki, bu, hukuki yapıyı da etkiledi. Şimdi kadınlar hem güçlendiğinden hem de bir nevi bağımsız olduklarından dolayı mirasta eşit hak istiyorlar. Adaletten ziyade her şeyde eşitlik istiyorlar. Bu eşitlik edebiyatı çerçevesinde fıtrat gereği kadın erkek arasındaki iş bölümü alanları karıştı ve birbirine girdi. Bu açıdan gerçekten de bu yüzyıl bir kadın yüzyılı. Lakin kadının mutlu ve aziz olduğu bir yüzyıl değil elbet. Kadınla erkeğin yabancılaştığı ve ailenin darmadağın olduğu bir yüzyıl. Bu kadının zaferiyse ailenin ve sosyal düzenin hezimetidir. Zaman zaman kadının kocası yerine başka bir kadınla hayatı paylaştığı (sihak) iğreti bir yüzyıl. Kadının güçlenmesi cinsellik bağlamında bile onu erkeğe mustağni kıldı. Feministler buna, mahkûm olmamak ve bağımsızlık diyorlar.

*
The Foreign Policy (FP) dergisine göre, aslında yaşanan ekonomik durgunluk bir erkek durgunluğundan ibaret kalıyor. ABD’de geçen kasım ayından (2008) itibaren işlerini kaybedenlerin çoğunluğu erkeklerden oluşuyor. Artık ‘aptal sarışının’ yerini gabi erkek figürü almış bulunuyor. Erkeklerin çalıştığı sektörler birer birer düşüyor ve durgunluğa yenik düşüyor. Sözgelimi, ağır sanayi ve inşaat sektörü iflas ederken veya küçülürken; kadınların çalıştığı sağlık ve eğitim sektörü gibi sektörler büyümüyorsa bile küçülmüyor da. Hatta kimi bilim adamlarına göre artık büyük fabrikalar devri geride kaldı ve bundan böyle dev sanayi tesisleri yapıl(a)mayacak. Yani sanayi devrimi gerçekten de sona eriyor. Son ekonomik kriz ve getirdiği göstergelerle birlikte, erkek ile kadın arasındaki dengenin daha da kadın lehine değişeceğe benziyor. Obama bile son olarak uçuş takımının tamamını bayanlar arasından seçti.

*
Erkeklerin hayat alanı fillerin hayat alanı gibi daralırken kadınların hayat alanı ise sınır tanımıyor. Daha önce erkeğe hasredilen bazı alanlar da kadınlara açılıyor. Sözgelimi, Batı’da özellikle Katolikler arasında kadınların papaz olmaları hâlâ mümkün değil. Lakin Anglikan Kilisesi bünyesinde kadınlar da papaz olma hakkı elde etti. Emine Vedut isimli bir Amerikalı siyah bayan da karma bir topluluğun önüne geçerek onlara namaz kıldırmıştı. Kadınların birden fazla erkekle ilişki içine girebilmesini ve evlenmesini savunan Sıfır Noktasında Kadın yazarı Neval Sadavi kadınlara has/özel mabetler ve mescitler kurulması gerektiğini savundu. Türkiye’de de cuma namazıyla alakalı benzeri bir deneme olmuş ve bu denemede Cüneyt Zapsu’nun eşi de başı çekmiş veya hazır bulunmuştu. Şimdi İslâm dünyasının genelinde kadınları da dini görev halkalarına katma girişimleri devam ediyor. Türkiye’de müftü yardımcılarına benzer bir biçimde Fas’da da kadın mürşideler kuşağı geliyor. Bunun nedeni de, Batılılara özenmek ve şirin görünmek. Onlar kertenkele deliğine girseler bizim de girme kompleksimiz. Faslı vaizlerden ve ulemadan Bensalim Bahişam da Fas rejiminin veya Mahzen’in Batılılara şirin görünmek için dini alanlarda kadını ön plana çıkarma faaliyetlerine hız verdiğini ve bu bağlamda din kadınları kuşağı oluşturmaya çalıştığını anlatıyor. Fas’ın tarihi şehirlerinden Merrakeş halkı 33 yaşındaki genç bir avukat bayanı; Fatima Zehra Mansuri’yi belediye başkanı olarak seçti. Fas’ın en tanınmış vaizleri ve hocaları görevlerinden uzaklaştırılırken öbür taraftan kadınlar için öbek öbek yeni dini görevler ve makamlar ihdas ediliyor. Ve bu mürşide/vaize adayları üniversite sonrasında hızlandırılmış bir eğitim sürecinden geçiriliyorlar. Dini mürşideden ziyade Mahzen’in ölçülerine göre dini kadın mühendisler üretiliyor.
Aslında, kadının öne çıkması ve ileriye yürümesi kum saati gibi. O ileriye yürüdükçe aslında ontolojik olarak aile ve çevre parçalanıyor, bitiyor ve çöküyor. Kadın ilerledikçe sosyal hayat geriliyor. Yazıya son noktayı koyarken Kuzey Irak (Kürdistan) bölgesel seçimleriyle alakalı elaph portalında Kürt seçimlerinde kadınlar erkeklere üstün (en nisa kavvamat ale’r rical fi’l intihabat el kürdiye/ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]) haberini görünce yazının konusunun bu haberle de teyit edildiğini gördüm. Irak Ulusal Meclisinde kadınlar için yüzde 25 kota uygulanırken bu kota Kürt bölgesinde yüzde 30’a kadar çıkıyor. Bu da ahirzamanda ‘sultanu’n nisa’ yani kadın otoritesinin artacağını haber veren hadisleri doğrulamaktadır (Ez Zikra, s: 209, Halit Abdulalim Mütevelli). Erkeğin heybetinin sona erdiği günlerde kadının fendi erkeği yendi kuralı genel bir yapı haline gelmektedir. Gelişmeler bağlamında, şahitler ortada.
__________________
KAYNAK
 
Aslında, kadının öne çıkması ve ileriye yürümesi kum saati gibi. O ileriye yürüdükçe aslında ontolojik olarak aile ve çevre parçalanıyor, bitiyor ve çöküyor. Kadın ilerledikçe sosyal hayat geriliyor.


Geri kalmışlığın, gericiliğin, eşitlik düşmanlığının , kadın düşmanlığının çok güzel anlatıldığı bir yazı. Bu tür yazılar forumda çok arttı malesef. Umarım çare bulunur.

Hackhell'in bayanları bu yazılanları destekliyor musunuz? Haydi gelin görüşlerinizi söyleyin!



Ben bu yazıdan utandım. Ya siz?
 
Aslında, kadının öne çıkması ve ileriye yürümesi kum saati gibi. O ileriye yürüdükçe aslında ontolojik olarak aile ve çevre parçalanıyor, bitiyor ve çöküyor. Kadın ilerledikçe sosyal hayat geriliyor.


Geri kalmışlığın, gericiliğin, eşitlik düşmanlığının , kadın düşmanlığının çok güzel anlatıldığı bir yazı. Bu tür yazılar forumda çok arttı malesef. Umarım çare bulunur.

Hackhell'in bayanları bu yazılanları destekliyor musunuz? Haydi gelin görüşlerinizi söyleyin!



Ben bu yazıdan utandım. Ya siz?


Yazıyı okuma zahmetinde bulundun mu?

Bak sana bir iddiada bulunayım

Dünyada hiçbir yahudi şirketi yönetim kadrosunda kadınlara vermez.Verse bile şekilden ibarettir.Paris Hiltonu herkes kaşar kimliği ile tanır ama aslında o Hilton grubu yönetim kurulundadırr.Ama yönetim kurulunda bulunan dirayetini,ciddiyetini,hakimiyetini görebilir miyiz veya gösterirler mi?Sadece şekilden ibarettir onun bu titri.Asıl yöneticiler başkadır.Bunun misali çoktur.

Hep bir merkezden üfürülür bu feminizm rüzgarları...

İdarecilerini kadınlardan seçen kavmin Allah sırtını yerden kaldırmaz(Hadisi şerif)
 
kaynak meselesi önemli değil bence, işin tek noktası hadis değil, teşhisler güzel bence. kaynak verilse nolacakki verilen kaynakları beğenmeyenlerde aynı güruhtan ekipten insanlar değilmi? siz yazının aslı üzerine bir kere yorum yapamazmısınız? ayrıca HH de bu görüşleri benimseyen kişilerin olmasını şikayet mevzuu edenler aynı duyarlılığı bölücü ,marksist ,darbe sever yada marjinal sol yada sağ ırkçı konu açanlara aynı tepkiyi neden koymazlar acaba? bayanlardan yorum almak değil er kişilerin yorumuna söz bulmak önemli hadi buyrun bakalım!!!!
 
kaynak meselesi önemli değil bence, işin tek noktası hadis değil, teşhisler güzel bence. kaynak verilse nolacakki verilen kaynakları beğenmeyenlerde aynı güruhtan ekipten insanlar değilmi? siz yazının aslı üzerine bir kere yorum yapamazmısınız? ayrıca HH de bu görüşleri benimseyen kişilerin olmasını şikayet mevzuu edenler aynı duyarlılığı bölücü ,marksist ,darbe sever yada marjinal sol yada sağ ırkçı konu açanlara aynı tepkiyi neden koymazlar acaba? bayanlardan yorum almak değil er kişilerin yorumuna söz bulmak önemli hadi buyrun bakalım!!!!

kaynak begenmemek değil olay sahih mi değil mi diye kaynak sordum .. ayrıca tepki verdigim de yok benim.. konuşuyorz ama bu zihniyetle bayanın konuşması da caiz değil... yapmayın lütfen

sana benım yaşam tarzımı tayin etmek düşmez Kuran var sünnet var sana da oturup susmak düşer deep ileri gitme çizmeyi aşma....
 
Geri
Üst