Marko Paşa
Suskun Nefer
- Katılım
- 28 Şub 2006
- Mesajlar
- 2,267
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 43
- Konum
- HackHeLL DownLoader Team
Bu sıralarda kasalarla ilgili yaşanan sorunlar, kullanıcıların bilgi eksikliği çektiği donanımların başında geliyor. Üstelik yeri geldi mi hayli önemli bir donanım bileşeni olduğunu fark ediyorsunuz Şu sıralar yavaş yavaş AT tip kasalar piyasadan elini ayağını çekmeye ve 1,5 seneye yakın bir süredir ATX kasaların yayılamamasının sebeplerinden olan fiyatlar yavaş yavaş düşmeye başladı. İlk kez Türkiye’ye geldiğinde anakartın arka kısmının oturduğu plakaların bulunamaması, fiyat gibi sorunlar ATX’ten soğumaya yola açmıştı. Fiyatlar düştü. Arka panel standartları oturdu. Kasa konusunda yavaş yavaş ülkemizde biraz da yabancı markaların kasalarının cicili bicili , insanın gözünü okşayacak hale gelmesinden sonra çeşitli firmalar bu tip allı morlu kasaları getirmeye başladılar.
Fiyatları gerçekten oldukça yüksek olan bu kasaların içine baktığımda ne yazık ki bu fiyatlara değecek hiçbir şey olmadığını; hatta tam tersi bazılarının mevcut kasalardan çok daha kalitesiz olduğunu üzülerek gördüm. Şekil konusunda insanlara hak vermemek elde değil. Her gün saatlerce karşı karşıya olduğunuz bir aletin görünüşü neredeyse aldığınız arabanın rengi kadar önemlidir.
Bilgisayarı toplayan kişiler için şeklin dışında çok daha önemli konular vardır. Olması gerektiği şekilde dört vidası da takılmış bir sabit diski bozulma nedeniyle veya yükseltme amaçlı olarak sökmek istediğinizde anakart dahil tüm sistemi sökmeniz gerekseydi acaba ne derdiniz? Veya çırağınızla aranızda şöyle bir konuşma geçseydi: “- Ağabey traş olmamışın, bugün de toplantın vardı.”; “Aç oğlum aşağıdan bir kasa. Hemen hallederiz.” İşin şakası bir yana, gerçekten genelde her sistem montajında elimizi keseriz. Sisteme kan akıtmak adettendir. Kasaların iç köşeleri yuvarlatılmamışsa çok daha ciddi kazalar meydana gelebilir.
ATX ve BUZZZ...
ATX’in getirdiği en önemli şeylerden biri soğutma ile ilgili idi. İşlemcilerin maksimum dayanabileceği sıcaklığın 70 - 80 C derece olduğunu düşünürsek soğutmanın gereğini daha iyi anlarız. Bunlar için özel olarak fanlar geliştirilmektedir. Sistemdeki toplam ısı bilgisayarın tüm parçalarını tek tek etkiler. Sabit disklerin bile çalışma ısıları vardır. Kasaların tüm iç aksamının metal olduğunu düşünürseniz, ısı tüm parçalara iletilmektedir.
Günümüzde görüntü kartlarının üzerindeki işlemcilerin bile yaklaşık i486 işlemci kuvvetine yaklaşması görüntü kartlarında bile soğutmayı gerekli kılmaktadır. Örneğin bazı Riva TNT kartların üzerinde fan ve soğutucuya rastlarsınız. Hatta Vodoo II işlemcili üç boyutlu hızlandırıcıların bile "UNREAL" oyununu fazla hararetli olarak uzun süre oynarsanız kilitlendiği de bilinmektedir. Diskler için de aynı şey söz konusudur. Dakikada 7,200 devir dönen IDE ve 10,000 devir dönen SCSI disklerin en büyük sorunu düzgün soğutulmadığı zaman veya sıcak ortamlardan sorun çıkarabilmesi idi. LVD sistemi ile SCSI sabit diskler bu sorunu biraz atlattı; ancak, IDE diskler için sorun henüz mevcut. Ama getirdiği hız da doğrusu görülmeye değer.
Kasa Soğutma Ve Merak Edilen Konular...
Tabii bunların en önemlisi, işlemcinin ve tüm sistemin soğutulması. En çok merak edilen konu sisteme ek fan konulması gerekip gerekmediği. Kaynağının üzerindeki fan, egzoz fanı olarak tanımladığımız içerideki sıcak havayı alıp dışarı üfler. Genelde kasaların ön alt yüzünde gördüğümüz yarıklar nefes alma delikleridir. ATX sistemde ön alt gözden gelen havanın güç kaynağının içindeki egzoz fanının çekmesiyle işlemci üzerinden geçip işlemciyi soğutarak ısınan havayı dışarı atar. Kasaların yine ön alt yüzlerinde ek sistem fanı takılacak yerler görürsünüz. Burada amaç içeri girecek havanın akışını kuvvetlendirmektir. Peki, gerekli midir? Tartışılır.
Artık işlemci üzerlerinde kuvvetli fanlar var. Ancak kuvvetli sistemlerde yetersiz kalabiliyor. Her gün 24 saat çalışacak bir sunucu yapıyorsanız, çift işlemci taşıyan bir iş istasyonu hazırlıyorsanız, "çok kuvvetli ve ısınan görüntü kartları ile ben 5-6 saat Unreal oynarım, az bile gelir" diyorsanız veya bilgisayarınızı 1,5 gün render’a (kaplama-bkz. Ekran Kartları) bırakan animasyoncu veya tasarımcı iseniz, AZ BİLE GELİR. Dikkat edilecek nokta ön alt yüze monte edilecek fanın üfleme yönünün kasanın içine doğru olmasıdır. Teste gerek yok, fanların yan yüzlerine bakın; bir yerde aşağı ve yana iki ok göreceksiniz. Okların yönü fanın dönüş ve içeri üfleme yönleridir.
ATX sistemde yine halledilmiş bir sorun IDE ve FLOOPY sürücü kablo takma yerlerinin anakart üzerinde kasanın ön yüzüne yaklaşacak şekilde tasarlanması. Bu kablo uzunluğunu azaltıp maliyeti düşürecek ve kablo karmaşasını önleyecektir ancak daha önemlisi kabloları göreceğiniz havayolunun üzerinden alarak bu akışı kuvvetlendirecektir.
Haber guruplarında gördüğümüz, "aman içeri toz girecek, zararlı değil mi?" gibi sorulara da şu şekilde yaklaşabiliriz: Manda söğüt dalına yuva yaptığı zaman bilgisayarın içine toz girmesine engel olabilirsiniz. Dayanamadığım bir şey varsa, bilgisayarı sahibinin yanında es-kaza açtığım zaman sakın üfleme dediğim halde dayanamayıp üfleyen arkadaşlardır. Gerçekten sökülmüş eski bir kartın üzerindeki tozu bile üflerseniz öksürtecek kadar toz çıkar. Bir de 2 senedir içi açılmamış bir sisteme üflerseniz olacakları siz düşünün. Hele bilgisayar sigara içilen bir ortamda ise kasayı açtığım anda çıkan kokunun bile nasıl öksürttüğünü iyi bilirim. Madem toz olacak, bırakın bari iyi soğusun.
Fanlar...
Sisteme takılacak ek fanlar için anakartlar üzerinde fan yerleri vardır. İşlemci fanları gibi üç uçludur. İki uç elektriği sağlar, üçüncü uç ise fanın dönüş hızını verir. Anakartınız destekliyorsa fan sustuğunda makineniz ağlamaya başlar. Ne yazık ki sisteminize alacağınız ek fanı bu şekilde kontrollü istiyorsanız, henüz Türkiye’de yok. Aslında güç kaynaklarının içindeki fan bile kontrol edilebilir. ATX 2.01 standardında kasa ve güç kaynaklarında , güç kaynağından çıkan üçlü ayrı bir kablo var. Güç kaynağının içindeki fanın dönüş hızını da kontrol ederek üzücü olayları engelleyebiliyor. Hatta bekleme modunda güç kaynağının fanı da tam olarak susturulabiliyor. Çoğu aklı başında anakartın üzerinde bu çıkışta var. Türkiye’de bu tip kasa olarak bir tek Elan Vital var ancak güç kaynağındaki bu çıkış anakarta uymadığından faydalanamıyoruz. Umarız basit bir konnektör getirilerek bu sorun halledilir ve bizde zaten var olan bu özelliği kullanabiliriz.
Görünüş...
Şimdi biraz da özel kasalardan bahsedelim. Duydum ki sunucular için tasarlanmış bir kasa varmış ve 4 Midi Tower kasayı rahat içine alacak irilikteymiş. Montaj için içine çırağı oturtursunuz. İşin şakası bir yana, bu tam bir sunucu kasası. Tekerlekli ayaklarını montaj için kullanım kitapçığı bile var. Tabii bu kasaya kategori de biçemiyorsunuz. Mini, Midi, High’dan sonra buna ancak Godzilla kasa diyebiliriz. Sunucuların bildiğiniz üzere hiç kapanmaması, en ağır şartlarda bile devamlı çalışması gerekir. Bir borsa seansı esnasında bir sunucunun 10 dakika kapalı kalması veya çökmesi o sunucunun belki fiyatının 10 katı hasara sebep olmasına yol açacaktır. Standart ev tipi bir bilgisayarın güç kaynağının bile bozulması kötüdür.
Ya sunucuda en kritik anda böyle bir olay gerçekleşirse? Sunucular için Redundant Power Supply (fazladan güç kaynağı) denen bir teknoloji geliştirilmiştir. Diyelim bir güç kaynağı bozuldu. Hemen diğer bir güç kaynağı devreye girer ve bozulan güç kaynağını bilgisayar sistemini kapatmadan "ŞIRRAK" diye çeker ve tamire verirsiniz. S50 olarak bilinen godzilla modelinde bu olay var. İki Adet 350 Watt’lık güç kaynağı bu Godzilla’ya enerji veriyor.
Peki ya disk çökerse? İşletim sistemi destekliyorsa ve sunucunuzda Hot-SWAP RAID (bilgisayar açık halde iken disk değiştirme) ve Mirroring (sunucunun birkaç diske aynı anda aynı bilgiyi yazması) teknolojileri kullanılıyorsa, küçük bir operasyonla sunucu açıkken yine diskinizi "ŞIRRRAK" diye çekerek bayrağı kalan disklere devredebiliyorsunuz. S50’de ek aksesuarlar ile bu da sağlanmış. Alüminyum bloktan yapılmış gayet iyi soğuyan ve "ŞIRRAK" diye çekmeden önce emniyetli bir şekilde ayırmanızı sağlayan anahtarlı çekmece sistemi mevcut. Tabii RAID sistemini oluşturabilmeniz için kasaya monte edilebilen 4 disk kapasiteli bir kartı da sağlamanız gerekiyor. Kullanmayı düşündüğünüz 4 adet disk dakikada 10,000 devir dönen Seagate Cheetah veya IBM ise, bu diskleri soğutmanız gerekir. S50’deki 5 adetlik özel fan sistemi de o disklere kutuplarda tatil yaptırır.
Ayrıca kasada Chasis Intruder Alert, (sizden izinsiz kasanın kapağı açılmışsa uyarı veren sistem) de var. Tabii kasayı anahtarla kilitleyebiliyorsunuz. En güzel tarafı, tüm bunlara kasanın yanındaki tekerleği döndürerek ulaşabilmeniz. Yok vida, yok sıkıştırma gibi dertler sözkonusu değil. Tekeri çevirip yan kapağı çekip alıyorsunuz. Kasa iştah kabartıcı ancak 915 $+KDV gibi bir son kullanıcı fiyatı ile rüyalarımızı süslemeye devam edecek gibi.
Micro - ATX’ten bahsetmeden geçmek istemiyorum. NLX - Booksize gibi ürünleri hep duyduk. Bir banka düşünün, yer zaten kisitli. Kocaman bir kasayi masa üstünde düşünebiliyor musunuz? En degerli şey yer. Hatta yavaş yavaş LCD ekranlara geçiş başladi. Eskiden özel üretim MonoVGA ekranlar sirf bu sektör için üretilirdi. Bu tip ürünlerin mantigi şu:
Az yer kaplayacak ...
Tek amaca uygun oldugundan yuva sayisi en aza indirgenecek (4 PCI)
Az donanim olacagindan güç kaynagi 100-150 W seviyesine çekilecek
Dogal olarak kirpilmiş anakart-kasa ve güç kaynagi maliyeti düşürecek
Bunlara ilk örnekler yabanci markali ürünlerden geldi. Bankalar çogunlukla yabanci markali ürünleri tercih ettiklerinden mi olsa gerek, güç kaynaklari yetersiz oldugundan ve neredeyse anakarttan fazla enerji yiyen görüntü kartlari yüzünden ev kullanicisina hitap edemediginden mi olsa gerek, ya da söz verildigi üzere aman aman bir fiyat avantaji getirmediginden mi olsa gerek henüz piyasada yogun olarak bu ürünler rastlamiyoruz. Ancak mantigi oldukça dogru ve bu tip sektörlere ileride hitap edecegini düşünüyoruz.
Bir Kasada Bulunmasi Gereken Özellikler...
1. Genişletilebilirlik: Gerek yuva gerekse güç kaynagindaki kuvvet çikişlari açisindan CD-ROM, sabit disk gibi takilabilecek mevcut ve ek donanimi kaldirabilecek kapasiteye sahip olmasi.
2. Sessizlik: Iş yaparken, yazi yazarken insanin içinde şunu camdan atsam da kurtulsam gibi hisler uyandirip uyandirmadigi.
3. Kalite: Metal aksamin saglam, egilmeyecek bir malzemeden yapilmiş olmasi. Plastik aksamin kaliteli malzemeden yapilmiş olmasi. Güç kaynaginin yeterli kuvvette olmasi ve yeteri kadar çikişi olmasi. Bazi donanim ithalatçilarindan güç kaynaklari konusunda yurtdişi fuarlara gittiklerinde kasa için pazarlik yaparlarken örnegin 200W güç kaynagi istendiginde "Gerçek 200W mi olsun?" gibi sorularla karşilaştiklarini söylediler. Onun için kasa alirken markali mali güvenilir bir ithalatçidan seçmekte fayda var. Bir de güç kaynaklari üzerindeki CE ve TUV gibi standartlarin bulunup bulunmadigina dikkat edin.
4. Montaj ve Bakim Kolayligi: Anakartin yerleştirilecegi blok sökülebiliyor mu? Veya çikarmadan monte edebilecek yeterli alan var mi? Sabit disk, CD-ROM, disket sürücü başka donanimlari sökmeden rahat sökülüp takilabiliyor mu? Ön kapak rahatça bütün halinde sökülüp takilabiliyor mu? Bizzat birer disket ve CD sürücü baglayarak takildigi zaman araliklar kaliyor mu? Tüm bu noktalara dikkat edin.
5. El kesme tehlikesi: Her kasa içindeki el degebilecek bölgeleri elleyerek, özellikle el çarptiginda yaralayabilecek bölgeleri vurgulayin.
Fiyatları gerçekten oldukça yüksek olan bu kasaların içine baktığımda ne yazık ki bu fiyatlara değecek hiçbir şey olmadığını; hatta tam tersi bazılarının mevcut kasalardan çok daha kalitesiz olduğunu üzülerek gördüm. Şekil konusunda insanlara hak vermemek elde değil. Her gün saatlerce karşı karşıya olduğunuz bir aletin görünüşü neredeyse aldığınız arabanın rengi kadar önemlidir.
Bilgisayarı toplayan kişiler için şeklin dışında çok daha önemli konular vardır. Olması gerektiği şekilde dört vidası da takılmış bir sabit diski bozulma nedeniyle veya yükseltme amaçlı olarak sökmek istediğinizde anakart dahil tüm sistemi sökmeniz gerekseydi acaba ne derdiniz? Veya çırağınızla aranızda şöyle bir konuşma geçseydi: “- Ağabey traş olmamışın, bugün de toplantın vardı.”; “Aç oğlum aşağıdan bir kasa. Hemen hallederiz.” İşin şakası bir yana, gerçekten genelde her sistem montajında elimizi keseriz. Sisteme kan akıtmak adettendir. Kasaların iç köşeleri yuvarlatılmamışsa çok daha ciddi kazalar meydana gelebilir.
ATX ve BUZZZ...
ATX’in getirdiği en önemli şeylerden biri soğutma ile ilgili idi. İşlemcilerin maksimum dayanabileceği sıcaklığın 70 - 80 C derece olduğunu düşünürsek soğutmanın gereğini daha iyi anlarız. Bunlar için özel olarak fanlar geliştirilmektedir. Sistemdeki toplam ısı bilgisayarın tüm parçalarını tek tek etkiler. Sabit disklerin bile çalışma ısıları vardır. Kasaların tüm iç aksamının metal olduğunu düşünürseniz, ısı tüm parçalara iletilmektedir.
Günümüzde görüntü kartlarının üzerindeki işlemcilerin bile yaklaşık i486 işlemci kuvvetine yaklaşması görüntü kartlarında bile soğutmayı gerekli kılmaktadır. Örneğin bazı Riva TNT kartların üzerinde fan ve soğutucuya rastlarsınız. Hatta Vodoo II işlemcili üç boyutlu hızlandırıcıların bile "UNREAL" oyununu fazla hararetli olarak uzun süre oynarsanız kilitlendiği de bilinmektedir. Diskler için de aynı şey söz konusudur. Dakikada 7,200 devir dönen IDE ve 10,000 devir dönen SCSI disklerin en büyük sorunu düzgün soğutulmadığı zaman veya sıcak ortamlardan sorun çıkarabilmesi idi. LVD sistemi ile SCSI sabit diskler bu sorunu biraz atlattı; ancak, IDE diskler için sorun henüz mevcut. Ama getirdiği hız da doğrusu görülmeye değer.
Kasa Soğutma Ve Merak Edilen Konular...
Tabii bunların en önemlisi, işlemcinin ve tüm sistemin soğutulması. En çok merak edilen konu sisteme ek fan konulması gerekip gerekmediği. Kaynağının üzerindeki fan, egzoz fanı olarak tanımladığımız içerideki sıcak havayı alıp dışarı üfler. Genelde kasaların ön alt yüzünde gördüğümüz yarıklar nefes alma delikleridir. ATX sistemde ön alt gözden gelen havanın güç kaynağının içindeki egzoz fanının çekmesiyle işlemci üzerinden geçip işlemciyi soğutarak ısınan havayı dışarı atar. Kasaların yine ön alt yüzlerinde ek sistem fanı takılacak yerler görürsünüz. Burada amaç içeri girecek havanın akışını kuvvetlendirmektir. Peki, gerekli midir? Tartışılır.
Artık işlemci üzerlerinde kuvvetli fanlar var. Ancak kuvvetli sistemlerde yetersiz kalabiliyor. Her gün 24 saat çalışacak bir sunucu yapıyorsanız, çift işlemci taşıyan bir iş istasyonu hazırlıyorsanız, "çok kuvvetli ve ısınan görüntü kartları ile ben 5-6 saat Unreal oynarım, az bile gelir" diyorsanız veya bilgisayarınızı 1,5 gün render’a (kaplama-bkz. Ekran Kartları) bırakan animasyoncu veya tasarımcı iseniz, AZ BİLE GELİR. Dikkat edilecek nokta ön alt yüze monte edilecek fanın üfleme yönünün kasanın içine doğru olmasıdır. Teste gerek yok, fanların yan yüzlerine bakın; bir yerde aşağı ve yana iki ok göreceksiniz. Okların yönü fanın dönüş ve içeri üfleme yönleridir.
ATX sistemde yine halledilmiş bir sorun IDE ve FLOOPY sürücü kablo takma yerlerinin anakart üzerinde kasanın ön yüzüne yaklaşacak şekilde tasarlanması. Bu kablo uzunluğunu azaltıp maliyeti düşürecek ve kablo karmaşasını önleyecektir ancak daha önemlisi kabloları göreceğiniz havayolunun üzerinden alarak bu akışı kuvvetlendirecektir.
Haber guruplarında gördüğümüz, "aman içeri toz girecek, zararlı değil mi?" gibi sorulara da şu şekilde yaklaşabiliriz: Manda söğüt dalına yuva yaptığı zaman bilgisayarın içine toz girmesine engel olabilirsiniz. Dayanamadığım bir şey varsa, bilgisayarı sahibinin yanında es-kaza açtığım zaman sakın üfleme dediğim halde dayanamayıp üfleyen arkadaşlardır. Gerçekten sökülmüş eski bir kartın üzerindeki tozu bile üflerseniz öksürtecek kadar toz çıkar. Bir de 2 senedir içi açılmamış bir sisteme üflerseniz olacakları siz düşünün. Hele bilgisayar sigara içilen bir ortamda ise kasayı açtığım anda çıkan kokunun bile nasıl öksürttüğünü iyi bilirim. Madem toz olacak, bırakın bari iyi soğusun.
Fanlar...
Sisteme takılacak ek fanlar için anakartlar üzerinde fan yerleri vardır. İşlemci fanları gibi üç uçludur. İki uç elektriği sağlar, üçüncü uç ise fanın dönüş hızını verir. Anakartınız destekliyorsa fan sustuğunda makineniz ağlamaya başlar. Ne yazık ki sisteminize alacağınız ek fanı bu şekilde kontrollü istiyorsanız, henüz Türkiye’de yok. Aslında güç kaynaklarının içindeki fan bile kontrol edilebilir. ATX 2.01 standardında kasa ve güç kaynaklarında , güç kaynağından çıkan üçlü ayrı bir kablo var. Güç kaynağının içindeki fanın dönüş hızını da kontrol ederek üzücü olayları engelleyebiliyor. Hatta bekleme modunda güç kaynağının fanı da tam olarak susturulabiliyor. Çoğu aklı başında anakartın üzerinde bu çıkışta var. Türkiye’de bu tip kasa olarak bir tek Elan Vital var ancak güç kaynağındaki bu çıkış anakarta uymadığından faydalanamıyoruz. Umarız basit bir konnektör getirilerek bu sorun halledilir ve bizde zaten var olan bu özelliği kullanabiliriz.
Görünüş...
Şimdi biraz da özel kasalardan bahsedelim. Duydum ki sunucular için tasarlanmış bir kasa varmış ve 4 Midi Tower kasayı rahat içine alacak irilikteymiş. Montaj için içine çırağı oturtursunuz. İşin şakası bir yana, bu tam bir sunucu kasası. Tekerlekli ayaklarını montaj için kullanım kitapçığı bile var. Tabii bu kasaya kategori de biçemiyorsunuz. Mini, Midi, High’dan sonra buna ancak Godzilla kasa diyebiliriz. Sunucuların bildiğiniz üzere hiç kapanmaması, en ağır şartlarda bile devamlı çalışması gerekir. Bir borsa seansı esnasında bir sunucunun 10 dakika kapalı kalması veya çökmesi o sunucunun belki fiyatının 10 katı hasara sebep olmasına yol açacaktır. Standart ev tipi bir bilgisayarın güç kaynağının bile bozulması kötüdür.
Ya sunucuda en kritik anda böyle bir olay gerçekleşirse? Sunucular için Redundant Power Supply (fazladan güç kaynağı) denen bir teknoloji geliştirilmiştir. Diyelim bir güç kaynağı bozuldu. Hemen diğer bir güç kaynağı devreye girer ve bozulan güç kaynağını bilgisayar sistemini kapatmadan "ŞIRRAK" diye çeker ve tamire verirsiniz. S50 olarak bilinen godzilla modelinde bu olay var. İki Adet 350 Watt’lık güç kaynağı bu Godzilla’ya enerji veriyor.
Peki ya disk çökerse? İşletim sistemi destekliyorsa ve sunucunuzda Hot-SWAP RAID (bilgisayar açık halde iken disk değiştirme) ve Mirroring (sunucunun birkaç diske aynı anda aynı bilgiyi yazması) teknolojileri kullanılıyorsa, küçük bir operasyonla sunucu açıkken yine diskinizi "ŞIRRRAK" diye çekerek bayrağı kalan disklere devredebiliyorsunuz. S50’de ek aksesuarlar ile bu da sağlanmış. Alüminyum bloktan yapılmış gayet iyi soğuyan ve "ŞIRRAK" diye çekmeden önce emniyetli bir şekilde ayırmanızı sağlayan anahtarlı çekmece sistemi mevcut. Tabii RAID sistemini oluşturabilmeniz için kasaya monte edilebilen 4 disk kapasiteli bir kartı da sağlamanız gerekiyor. Kullanmayı düşündüğünüz 4 adet disk dakikada 10,000 devir dönen Seagate Cheetah veya IBM ise, bu diskleri soğutmanız gerekir. S50’deki 5 adetlik özel fan sistemi de o disklere kutuplarda tatil yaptırır.
Ayrıca kasada Chasis Intruder Alert, (sizden izinsiz kasanın kapağı açılmışsa uyarı veren sistem) de var. Tabii kasayı anahtarla kilitleyebiliyorsunuz. En güzel tarafı, tüm bunlara kasanın yanındaki tekerleği döndürerek ulaşabilmeniz. Yok vida, yok sıkıştırma gibi dertler sözkonusu değil. Tekeri çevirip yan kapağı çekip alıyorsunuz. Kasa iştah kabartıcı ancak 915 $+KDV gibi bir son kullanıcı fiyatı ile rüyalarımızı süslemeye devam edecek gibi.
Micro - ATX’ten bahsetmeden geçmek istemiyorum. NLX - Booksize gibi ürünleri hep duyduk. Bir banka düşünün, yer zaten kisitli. Kocaman bir kasayi masa üstünde düşünebiliyor musunuz? En degerli şey yer. Hatta yavaş yavaş LCD ekranlara geçiş başladi. Eskiden özel üretim MonoVGA ekranlar sirf bu sektör için üretilirdi. Bu tip ürünlerin mantigi şu:
Az yer kaplayacak ...
Tek amaca uygun oldugundan yuva sayisi en aza indirgenecek (4 PCI)
Az donanim olacagindan güç kaynagi 100-150 W seviyesine çekilecek
Dogal olarak kirpilmiş anakart-kasa ve güç kaynagi maliyeti düşürecek
Bunlara ilk örnekler yabanci markali ürünlerden geldi. Bankalar çogunlukla yabanci markali ürünleri tercih ettiklerinden mi olsa gerek, güç kaynaklari yetersiz oldugundan ve neredeyse anakarttan fazla enerji yiyen görüntü kartlari yüzünden ev kullanicisina hitap edemediginden mi olsa gerek, ya da söz verildigi üzere aman aman bir fiyat avantaji getirmediginden mi olsa gerek henüz piyasada yogun olarak bu ürünler rastlamiyoruz. Ancak mantigi oldukça dogru ve bu tip sektörlere ileride hitap edecegini düşünüyoruz.
Bir Kasada Bulunmasi Gereken Özellikler...
1. Genişletilebilirlik: Gerek yuva gerekse güç kaynagindaki kuvvet çikişlari açisindan CD-ROM, sabit disk gibi takilabilecek mevcut ve ek donanimi kaldirabilecek kapasiteye sahip olmasi.
2. Sessizlik: Iş yaparken, yazi yazarken insanin içinde şunu camdan atsam da kurtulsam gibi hisler uyandirip uyandirmadigi.
3. Kalite: Metal aksamin saglam, egilmeyecek bir malzemeden yapilmiş olmasi. Plastik aksamin kaliteli malzemeden yapilmiş olmasi. Güç kaynaginin yeterli kuvvette olmasi ve yeteri kadar çikişi olmasi. Bazi donanim ithalatçilarindan güç kaynaklari konusunda yurtdişi fuarlara gittiklerinde kasa için pazarlik yaparlarken örnegin 200W güç kaynagi istendiginde "Gerçek 200W mi olsun?" gibi sorularla karşilaştiklarini söylediler. Onun için kasa alirken markali mali güvenilir bir ithalatçidan seçmekte fayda var. Bir de güç kaynaklari üzerindeki CE ve TUV gibi standartlarin bulunup bulunmadigina dikkat edin.
4. Montaj ve Bakim Kolayligi: Anakartin yerleştirilecegi blok sökülebiliyor mu? Veya çikarmadan monte edebilecek yeterli alan var mi? Sabit disk, CD-ROM, disket sürücü başka donanimlari sökmeden rahat sökülüp takilabiliyor mu? Ön kapak rahatça bütün halinde sökülüp takilabiliyor mu? Bizzat birer disket ve CD sürücü baglayarak takildigi zaman araliklar kaliyor mu? Tüm bu noktalara dikkat edin.
5. El kesme tehlikesi: Her kasa içindeki el degebilecek bölgeleri elleyerek, özellikle el çarptiginda yaralayabilecek bölgeleri vurgulayin.