Türkçe alfabe mi var?

B@yb@rs

Banned
Katılım
13 Eyl 2009
Mesajlar
213
Reaction score
0
Puanları
0
Türkçe konusunda hâlâ güncelliğini koruyan tartışmaların başında alfabe meselesi gelir. Arap alfabesinden Latin alfabesine geçiş süreci hâlâ tamamlanmamış, devam eden bir süreçtir.

Elbette resmî olarak ve fiilen Türkçe bugün Latin alfabesinin kabul edilen harfleri ile yazılıp okunmaktadır. Bu harfler 1 Kasım 1928'den beri yani Mustafa Kemal'in kabul ve ilan ettiği biçimiyle yürürlüktedir.

Küreselleşme ve çağdaş dünyaya ayak uydurma hevesimizin milletçe üst seviyeye çıktığı şu dönemde en çok şikâyet dilden gelmektedir. Zira genel ağ, iletişim araçları, teknoloji dili alfabeyi de bozmuştur, bozmaktadır.

Yazılmayan, söylenmeyen, okunmayan harfler, kelimeler, cümleler ve nihayet dil bütünüyle bambaşka bir şekle girmektedir. Bundan muztarip olmayan kesim yok gibidir.

Bir de bunun yanında siyasî bir gündem olarak da gündemi işgal eden Q, W, X harfleri meselesi vardır.

Bu harflerin bir yönü Latinceye bakmakla birlikte Türkiye'de ve Türkçede asıl yönü Kürtçeyi de ilgilendirmektedir.

Açılım sürecinin dalga dalga dünyayı sardığı bir dönemde elbette bu konu da zihinleri meşgul ediyor.

Hatta k sesinin, harfinin okunuşu, söylenişi bile başlı başına bir mesele olarak durmaktadır karşımızda. Be, ce, fe, he, gibi sessiz harflerin sıralamasında iş k sesine gelince bambaşka bir hüviyet arz eder.

Zira k, bölücü örgütün adıyla da bir özdeşlik kurulabilen sestir. Buna göre bütün resmî kaynaklar ve hatta başta Genel Kurmay bu sesi daima vurgulu ve baskılı olarak "ka" biçimiyle söyler, okur, telaffuz eder.

Diğer okuma biçimi ancak bölücülüğün simgesi, işareti sayılır.

Bu hassasiyetin yanında yukarıda belirtilen harfler için de benzer bir hassasiyet mevcuttur.

Türkiye'de önceki yıllarda Nevruz kutlamalarına izin verilmemesinin temel sebeplerinden birisi bu kelimenin "Newruz" biçimiyle yani alfabemizde olmayan bir harfle yazılmış olmasıdır.

Nevruz'un artık millî ve resmî bir bayram hüviyeti kazandığı ülkemizde bu mesele de aşılmış, "Nevruz" imlâsıyla kelime resmiyet kazanmıştır. Yalnız, Newruz tartışmalarından geriye "wali" hatırası kalmış, Türkiye böyle bir sorunu da sorunsuz halletmenin mutluluğunu duymuştur.

Dildeki sesleri ifade edebilmek için elbetteki alfabedeki harfler, sesler yetersiz kalmaktadır. Kelimelerimizdeki, dilimizdeki ses sayısı alfabedeki harfle sınırlı değildir.

Hatta ilden ile, yöreden yöreye, köyden köye ses ve ağız değişiklikleri, telaffuz farklılıkları vardır, olmaktadır.

Tabiatıyla Latin alfabesine sığmayan bir ses ve dille karşı karşıyayız. Resmî dil, devlet dili ve İstanbul ağzı bu farklıklar arasında bir uyum ve insicam sağlayarak, aynı dili konuşan insanları ortak bir kültür dili etrafında birleştirir.

Ve bunu Türkçe'de İstanbul ağzı sağlamıştır, sağlamaktadır.

Yukarıda zikredilen ve Türkçe'de olmayan harfleri bir mecburiyet ve dayatma şeklinde arz etmek, bu harfleri Türkçe'ye zorla dahil etmek mümkün değildir.

Zira bugün Türkçe bir alfabeden bahsetmek, Latinlerin de Türklüğünden bahsetmekle eşdeğerdir.

Türkçe'nin seslerini bütünüyle yansıtan bir alfabe en azından dilcilerin, yazarların hayalidir. Ancak bunun zorluğu da tarihen sabittir.

Kaldı ki, Türkçe'yi sadece Latin alfabesine mahkûm ve mecbur etmek, alfabe meselesini tamamen siyasî ve ideolojik bir zemine yaslamak bütünüyle yanlıştır.

Nihayet, Arap harfleri ile Türkçe yazılan "Bu da geçer ya hu!" ifadesi için bile kıyametler kopan bir ülkede Türkçe'ye, tarihe, millete zerrece bir saygı gösterilmemektedir.

Ayak uydurmak için bütün bir hayatımızı vakfettiğimiz Avrupa'da kabul görse bile zikredilen harflerin Türkçe ile bir ilgisinin bulunmadığı aşikârdır.

Devletin resmî imlâsındaki ve usulündeki inceltme işaretine bile tahammül edemeyenlerin olduğu bir ülkede dilin böyle alfabesiyle birlikte tamamen siyasî bir hesaplaşma alanı olarak görülmesi son derece manidardır.

Dilimiz madem Türkçe'dir, bu dille yazılan kültür hazinelerini okumak için bize lazım olan, ses, imlâ, alfabe ve dil hafızamızda, arşivimizde, hazinemizde tozlanan alfabedir, dildir.

Türkçe'yi Latinlere mecbur ve mahkûm etmenin, alfabeyi dille özdeşleştirmenin kimseye bir yararı olmaz.

Türkçe'nin asırlardır yazıldığı, okunduğu, bir millet ve medeniyet dili olarak dünyaya hakim olduğu alfabenin tek bir harfine dahi tahammül edemeyenlerin Latinlerin bütün seslerine olan hayranlığını gördükçe şaşırıp kalmaktayız.

KAYNAK
 
Geri
Üst