Vakit Muhabirini Dışarı Atan Soru

Fatih Hoca

Banned
Katılım
19 Nis 2006
Mesajlar
13,612
Reaction score
0
Puanları
0
Yaş
43
Konum
ßeşiktaş'ın Kalbi KAPALI'dan
Vakit muhabirini dışarı atan soru

882520090730123239588.jpg


Vakit muhabirinin HSYK üyesi ALi Suat Ertosun'a yönelttiği soru toplantı salonunu bir anda karıştı.

Ertosun, Vakit muhabirinin;

"Genç hakimlerin bu tür yemeklere katılmasını (Kent Otel'deki toplantılar), Ergenekon sanıklarıyla yemek yemesini tavsiye eder misiniz?"

şeklindeki sorusuna "maksatlı" dedi ancak cevap vermeye başladı. Ertosun soruyu yantılarken solanun arka tarafında bir anda karışıklık oluştu.

SALON BİR ANDA BÖYLE KARIŞTI - İZLEYİN

Güvenlik görevlileri bir kişiyi yaka paça dışarı çıkarmak istedi. Daha sonra da bu kişinin Vaki muabiri olduğu anlaşıldı. Mubabir dışarı çıkarılırken diğer muhabirler tavır koyunca geri adım atıldı.

Slonda bulunan Vakit Gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven'in tepkisi üzerine Ertosun : "Ben soru sormasını engelledim mi? Bu olayı bana mal etmeyin. Benim iradem dışında gerçekleşti. Dışarı çıkarılan arkadaştan da özür dilerim" dedi.

Vakit Gazetesi muhabiri tartışmanın ardından salona alındı.

KAYNAK
 
Basın TopLantısı Yapıyorsan SoruLardan Kaçmayacaksın. Provokatif AmaçLıysa, Gaza GeLmeyeceksin. Yaptığın Doğruysa, Aynısını Genç HakimLerede Tavsiye Etseydin.
 
İğrenç saldırıda Cumhuriyet parmağı

Vakit gazetesi Muhabiri İsmail Uğur'un, HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun'un basın toplantısı düzenlediği salondan suikastçi muamelesi görerek atılmasının altından Cumhuriyet gazetesi çıktı

. İsmail Uğur'un, Ertosun'a, “Genç hakimlere, illegal örgüt mensuplarıyla yemek yemelerini, buluşmalarını tavsiye eder misiniz?” sorusunu yöneltmesinin hemen ardından Cumhuriyet gazetesi muhabirinin güvenlik görevlilerine “Bu arkadaş gazeteci değil. Bilginiz olsun” dediği, güvenlik görevlilerinin ise bu iftira üzerine harekete geçerek İsmail Uğur'u salon dışına yaka paça çıkardığı belirtildi.

Cumhuriyet gazetesi muhabirinin kışkırtıcı tavrından etkilenen güvenlik görevlileri, salonda bulunan basın mensuplarının tepki göstermesi üzerine İsmail Uğur'u yeniden salona aldılar. Korumalar, Cumhuriyet gazetesi muhabirinin kendilerini uyarmaları üzerine harekete geçtiğini ifade ettiler. Uğur'un salonu girdiğini gören Cumhuriyet muhabiri, iki güvenlik noktasından kimlik tespiti ile geçiş yapıldığını bilmesine rağmen bir güvenlik görevlisi edasıyla İsmail Uğur'dan kimlik göstermesini isteyerek bir provokasyon girişiminde daha bulundu.

Kolunda ve sırtında morluklar oluşan İsmail Uğur ise “Sorumu yöneltip not tutmak için arkama yaslandım. Sorumun cevabını Sayın Ertosun'dan dinlerken korumalar geldi ve kolumdan tutarak beni dışarı çıkarmak istediler. Ben önce sorumdan dolayı böyle bir muamele gördüğümü düşündüm ancak sonradan görevliler özür mahiyetinde ‘Kusura bakmayın. Cumhuriyet muhabiri sizin gazeteci olmadığınızı söyledi' dediler. Cumhuriyet'in muhabiri provokasyonunu, ben salona döndükten sonra da sürdürdü. İçeri girdiğimde ‘kimliğini göster' dedi. Ben de ‘İki güvenlik noktasında güvenlik görevlilerine kimliğimi gösterdim geçtim. Sen güvenlik görevlisi misin, bana kimliğimi soruyorsun' dedim. Cumhuriyet muhabiri, tıpkı ben ve diğer gazeteciler gibi iki ayrı güvenlik noktasından geçti. Kimliğimin olmaması durumunda değil salona, binaya bile giremeyeceğimi de en iyi kendisi bilir.” diye konuştu.

ERTOSUN ÖZÜR DİLEDİ

Gerginliğin ardından Ertosun, kendisine yöneltilen bir soru üzerine, ''DHKP-C'nin canlı bomba eylem planları içinde olduğu söyleniyor. Bana emniyet makamları tarafından gerekli duyurular yapılıyor. Zaman zaman koruma sayım artırılıyor, farkında olmadan da korunduğumu düşünüyorum. Bu konuda endişe duymuyorum'' yanıtını verdi.

Kendisine yönelik suikast iddia ve ihbarlar nedeniyle güvenliğin hassas davrandığını hatırlatan Ali Suat Ertosun, Vakit muhabiri Uğur'dan basın toplantısında özür diledi. Ertosun'un Uğur'u çay içmeye davet ederek konuyu tatlıya bağladığı öğrenildi.

Kartel medyasının, İsmail Uğur'un muhabirleri olduğunu anlatmaya çalışan Serdar Arseven'i Ertosun'un üzerine yürüyor gibi göstermesi, olayın İsmail Uğur'un sorusundan kaynaklandığı yönünde başlıklar atması dikkat çekti.
 
Vakit her pisliğin altından çıkıyor. Herkese iftiralar atıyor. Ve muhabirleri her yerden kovuluyor.
Yoksa olaylar çıkararak, kurumları birbirine düşürerek, kurumlara yıpratarak, korku ortamı oluşturmaya çalışanlar bunlar mı???
 
Ne olursa olsun, o gazeteciyi hayvanca dışarıya çıkarttılar. Büyük saygısızlıktı.
 
soru sorduğu adamda hayvan pisliğine bulaşmış bir herhalde o yüzden conract killer dostum ve olayın altından gariptir benim hep vatan hainleri gözüyle baktığım cumhuriyet gazetesinin parmağı olduğu iddia edilir
 
cıyak cıyak Abdullah Gül'e bağırınca
alkışlar bu kendini medeni sananlar..ama
gerçekleri birileri ağıza alınca hazmedemezler..
Türkiye çok güzel yerlere gelecek Allah'ın izniyle..
Kudurmaya devam edin..
 
yiyin memleketimin bitmeyen kaynaklarini,cocuklariniz laila larda reina larda dolarlari firlatsin,kizlariniz sahillerde ikoncanlik yapsin,yüzünüze karsi yalakalik yapmadan ERKEK gibi soru sorulunca disari attirin,sonrada lafonten den hikayeler okuyun,bu millet koyun ya inanir,SEREFSIZ dolmus memleket ,birisi dur diyince etekleri tutusuyor......
 
Vakit ve vakit yazarları her pisliğin altından çıkıyor değil. Vakit, duruşu, bakış açısı, yaklaşım tarzı ve bir misyon gazeteciliği sergilemek adına, bu tarz durumlara düşürülmek için en kolay kullanılabilecek medyaların başında gelen bir isim. Ne sorarsa sorsunlar, soğukkanlılıkla, aklı selim çerçeveler içinde herkesin verebileceği bir cevabı olmalıdır bir vakit muhabirine. Arbedenin perde arkasındaki suflör de Cumhuriyet' miş, pes...
 
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar hesabı olmuş.
 
İğrenç SaLdırıda Cumhuriyet Parmağı

Vakit gazetesi muhabirinin, HSYK üyesi Ertosun'un basın toplantısından suikastçı muamelesiyle atılmasının altından Cumhuriyet gazetesi çıktı.

resim81449_2.jpg


Vakit gazetesi Muhabiri İsmail Uğur'un, HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun'un basın toplantısı düzenlediği salondan suikastçi muamelesi görerek atılmasının altından Cumhuriyet gazetesi çıktı. İsmail Uğur'un, Ertosun'a, “Genç hakimlere, illegal örgüt mensuplarıyla yemek yemelerini, buluşmalarını tavsiye eder misiniz?” sorusunu yöneltmesinin hemen ardından Cumhuriyet gazetesi muhabirinin güvenlik görevlilerine “Bu arkadaş gazeteci değil. Bilginiz olsun” dediği, güvenlik görevlilerinin ise bu iftira üzerine harekete geçerek İsmail Uğur'u salon dışına yaka paça çıkardığı belirtildi.

Cumhuriyet gazetesi muhabirinin kışkırtıcı tavrından etkilenen güvenlik görevlileri, salonda bulunan basın mensuplarının tepki göstermesi üzerine İsmail Uğur'u yeniden salona aldılar. Korumalar, Cumhuriyet gazetesi muhabirinin kendilerini uyarmaları üzerine harekete geçtiğini ifade ettiler. Uğur'un salonu girdiğini gören Cumhuriyet muhabiri, iki güvenlik noktasından kimlik tespiti ile geçiş yapıldığını bilmesine rağmen bir güvenlik görevlisi edasıyla İsmail Uğur'dan kimlik göstermesini isteyerek bir provokasyon girişiminde daha bulundu.

Kolunda ve sırtında morluklar oluşan İsmail Uğur ise “Sorumu yöneltip not tutmak için arkama yaslandım. Sorumun cevabını Sayın Ertosun'dan dinlerken korumalar geldi ve kolumdan tutarak beni dışarı çıkarmak istediler. Ben önce sorumdan dolayı böyle bir muamele gördüğümü düşündüm ancak sonradan görevliler özür mahiyetinde ‘Kusura bakmayın. Cumhuriyet muhabiri sizin gazeteci olmadığınızı söyledi' dediler. Cumhuriyet'in muhabiri provokasyonunu, ben salona döndükten sonra da sürdürdü. İçeri girdiğimde ‘kimliğini göster' dedi. Ben de ‘İki güvenlik noktasında güvenlik görevlilerine kimliğimi gösterdim geçtim. Sen güvenlik görevlisi misin, bana kimliğimi soruyorsun' dedim. Cumhuriyet muhabiri, tıpkı ben ve diğer gazeteciler gibi iki ayrı güvenlik noktasından geçti. Kimliğimin olmaması durumunda değil salona, binaya bile giremeyeceğimi de en iyi kendisi bilir.” diye konuştu.

ERTOSUN ÖZÜR DİLEDİ


Gerginliğin ardından Ertosun, kendisine yöneltilen bir soru üzerine, ''DHKP-C'nin canlı bomba eylem planları içinde olduğu söyleniyor. Bana emniyet makamları tarafından gerekli duyurular yapılıyor. Zaman zaman koruma sayım artırılıyor, farkında olmadan da korunduğumu düşünüyorum. Bu konuda endişe duymuyorum'' yanıtını verdi.

Kendisine yönelik suikast iddia ve ihbarlar nedeniyle güvenliğin hassas davrandığını hatırlatan Ali Suat Ertosun, Vakit muhabiri Uğur'dan basın toplantısında özür diledi. Ertosun'un Uğur'u çay içmeye davet ederek konuyu tatlıya bağladığı öğrenildi.

Kartel medyasının, İsmail Uğur'un muhabirleri olduğunu anlatmaya çalışan Serdar Arseven'i Ertosun'un üzerine yürüyor gibi göstermesi, olayın İsmail Uğur'un sorusundan kaynaklandığı yönünde başlıklar atması dikkat çekti.


 
Kendi çıkarları dışında HİÇBİR konuda
samimi olmadığını bu sefer de basın özgürlüğüne ne
kadar karşı olduklarını sergilemeleri ile gördük..
 
İlk haberdeki soru kelimeleri sanki biraz farklı yazılmış.
 
Ertosun’un basın toplantısında ve sonrasında yaşadıklarımız

“Temsilciler, yazarlar basın toplantılarına pek gitmez.”
Ben giderim…
Olayları, meydana geldikleri ortamlarda takip etmenin hazzı başkadır.
Televizyon ekranından hele “ajans metninden” asla elde edemeyeceğiniz ayrıntılar alırsınız.
Bir gazeteci olarak, haftalardır medyanın gündeminde olan HSYK üyesi Ali Suat Ertosun’un basın toplantısını tâkip etmemem, kafamdaki soruları yöneltme fırsatını değerlendirmemem söz konusu olamazdı.
Onun için, muhabirimiz İsmail Uğur’la birlikte gittim…
Gittim de… Bana mı denk geliyor; benim halim mi öyledir, nedir, nedendir, bilmem…
Her zamanki gibi olay beni buldu…
Katıldığım basın toplantısı, “esas anlamının” ötesinde, bir gazetecinin “fiili saldırıya” uğramasıyla anılacak bir etkinlik haline geldi.
Her şey bir soruyla başladı…
İsmail Uğur kardeşimin şu sorusuyla:
“Bir illegal örgüt sanığı ile birlikte olmayı, onunla yiyip içmeyi, oturup kalkmayı sizi örnek alacak genç meslektaşlarınıza tavsiye eder misiniz?..”
Sağlam soru.
Öyle ya; aynı zamanda bir Yargıtay Üyesi olmasından dolayı Ergenekon sanığı Engin Aydın hakkındaki “nihai” kararı verme pozisyonunda olan Sayın Ertosun, “bulunduğu pozisyona yakıştığını” düşünüyorsa, bunu rahatlıkla “genç meslektaşlarına” tavsiye edebilmeli!..
“Olay”a doğru geliyorum:
İsmail kardeşimin bu dikkat çekici sorusundan duyduğu hoşnutsuzluğu belli eden ifadeler kullanıyordu ki Sayın Ertosun…
Bir “Ergenekon Bülteni” provokasyonu meydana geldi…
O ekipten biri çıktı ve “Soruyu soran gazeteci değil” yalanını savurdu.
Görevliler de, hurraaaa, İsmail’in üzerine…
Bir temsilci olarak ne yaparsınız;
Birkaç meslektaşımın da (kendilerinden binlerce kez özür diliyorum) istem dışı ayaklarına basaraktan doğru olay mahalline… Görüntülerden takip ettim, hücuma kalkan görevlilerin İsmail’e ilk ulaşanıyla aynı anda varmışım oraya!
İsmail kardeşimi en az on görevli almış çekiyor, öbür tarafta da bendeniz…
(İp çekme oyunu gibi; hayır zannımca en az otuz saniye dengelerdim de, olan İsmail kardeşimin koluna olurdu)
Baktım, aldılar götürdüler İsmail kardeşimi…
Ne yaparsın; hemen Sayın Ertosun’a…
“Çok ayıp oluyor, ne sordu ki muhabir arkadaşımız, basın toplantısına bunun için mi çağırdınız, lütfen ama” vesaire…
Biz böyle “sitem” edince, bunun kendisinden kaynaklanan bir hadise olmadığını belirtti…
Ve o kısa temas anındaki anlaşmamız üzerine, İsmail Uğur kardeşimin geri getirilmesini istedi. Basın toplantısının devamında da, olaydan dolayı “özür dilediğini” belirtti.
Bu arada; HSYK Başkan Vekili Sayın Kadir Özbek’le de olay hakkında bir diyaloğumuz oldu. Sayın Özbek, olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi uzun uzun.

Bu müessif hadisenin meydana geldiği basın toplantısının ardından, Sayın Ertosun’dan bir “çay daveti” aldık.
Hırpalanan muhabirimiz İsmail Uğur’la birlikte makamında bir araya geldiğimiz Sayın Ertosun; “Yaşananlardan dolayı ne kadar üzgün olduğunu” bir defa daha ifade etti.
Orada, sütunumuza yansıtmak istemediğimiz uzun bir sohbetimiz oldu, kendisiyle…
Çıkarken de, birilerinin muhabirimize yönelik saldırıyı kendisine mal etmesinin doğru olmayacağını belirttik… Bu doğru; saldırının suçlusu Sayın Ertosun değil. Elimizdeki Kalemin namusu, bunu böylece belirtmeyi gerektiriyor.
KENDİ ELİNİ KOLUNU BAĞLAYAN BİR HAKİM
Ziyaret sonrasında, canlı yayınlara katılıp “yaşananları” anlatmak durumunda kaldık.
Bu arada, Sayın Ertosun’un basın toplantısındaki açıklamalarını tatmin edici bulup bulmadığım soruldu sıkça.
Biz de, Ergenekon sanığı ile yemekte bir araya gelmesinin, Kent Otel toplantılarına katılmasının ne kadar yanlış olduğunu belirttik.
Bu tür davranışların, yargının saygınlığına büyük zarar vereceğine dair kanaatimizi ifade ettik.
Dikkatimizi çeken bir başka nokta da; Sayın Ertosun’un Ergenekon savcılarının çalışmaları hakkında “tepkisel” bir yaklaşım ortaya koymasıydı.
Basın toplantısında, kuvvetli ifadelerle Ergenekon sanıklarının “mağdur” edildiklerini öne sürdü…
Şimdi… Kendisi malûm, HSYK üyesi olduğundan…
Ergenekon savcılarıyla ilgili şikâyetler önüne gelecek… Bir HSYK üyesinin, hakkında karar vereceği “Ergenekon davası savcıları”nın işlemleri aleyhinde ifadeler kullanması, “İhsas-ı rey” anlamına gelmez mi?..
Sonra…
Yargıtay üyesi olmasından dolayı da, HSYK’daki görevi bittikten sonra Ergenekon sanıklarının suçlu olup olmadıkları yönündeki nihai kararı onun vermesi ihtimal dahilinde…
Ergenekon soruşturmasına ilişkin olumsuz eleştirilerde bulunan bir hakimin, o aşamada vereceği kararlar tartışmalı hale gelmeyecek mi?..
Ergenekon sanıklarından bazılarıyla, günümüzün Ergenekon sanıklarının bir zamanlar üs olarak kullandığı bilinen Kent Otel’de sık sık bir araya gelmiş olması…
Sanıklardan Aydın Engin’le de yemekte buluştuğunun belgelenmiş olması, “nihai karar” aşamasında sıkıntı oluşturmayacak mı?..
Dün, bütün bunları bir arada bulunduran bir soru yöneltmem üzerine, “Engin’in dosyasına bakmayacağını” söyledi…
“Niçin onun dosyasına bakmayacaksınız?” diye üsteleyince de…
“Bu kadar şey yazıldı çizildi” dedi…
E, oldu mu şimdi…
Bir “Hakim” yemekte buluştuğu arkadaşının dosyasına bakmayacak, Kent Otel’de buluştuğu sanık pozisyonundaki arkadaşlarının dosyasına bakmayacak… Vesaire vesaire…

O zaman, nasıl bir tablo çıkıyor ortaya…
Çok açık; Sayın Ertosun, kendi kendisinin elini kolunu bağlamış bir hakim görüntüsü arz ediyor.
İyi bir durum değil.

Serdar Arseven - Vakit
 
Vakit her pisliğin altından çıkıyor. Herkese iftiralar atıyor. Ve muhabirleri her yerden kovuluyor.
Yoksa olaylar çıkararak, kurumları birbirine düşürerek, kurumlara yıpratarak, korku ortamı oluşturmaya çalışanlar bunlar mı???

2u61vrc.jpg

Cumhuriyet yazarı 5 TL için silah çekti
Kendisinden istenen otopark ücreti nedeniyle İSPARK görevlileriyle tartışan Cumhuriyet Gazetesi Yurt Haberler Servis Şefi Mehmet Faraç karakolluk oldu.


Tartışma sırasında Faraç'ın silahının kabzasıyla İSPARK görevlisinin kafasına vurduğu ve havaya ateş ettiği ileri sürüldü.

Alınan bilgiye göre olay, dün akşam saatlerinde Levent'te bulunan bir alışveriş merkezinin önünde meydana geldi. İddiaya göre, aracını otoparka bırakan Mehmet Faraç, bir süre sonra geri döndü. Kendisinden otopark ücreti istenince Mehmet Faraç ile İSPARK görevlileri Hüseyin Güçlü ve Ali Ercan Kara arasında tartışma çıktı.

Gazeteci olduğunu söyleyen Faraç'ın, görevlilere ücret ödemek istemediğini belirttiği görevlilerin ise gazetecilerin 2 saate kadar olan beklemeleri için ücret alınmadığını, 2 saatin üstündeki beklemelerin ise ücrete tabii olduğunu söylediği öğrenildi. Tartışma devam ederken aracına giren Faraç, silahını çıkardı. Faraç'ın tabancasının kabzasıyla İSPARK görevlisi Hüseyin Güçlü'nün başına vurup havaya ateş ettiği iddia edildi. Güçlükle sakinleştirilen Mehmet Faraç ile görevliler olay yerine gelen polislerce Kuştepe Polis Merkezi'ne götürüldü. Tarafların birbirlerinden şikayetçi olduğu öğrenildi.


kaynak

Cumhuriyet yazarları gibi belinde silah millete kabadayılık yapıp racon kesmiyorlara
 
2u61vrc.jpg

Cumhuriyet yazarı 5 TL için silah çekti
Kendisinden istenen otopark ücreti nedeniyle İSPARK görevlileriyle tartışan Cumhuriyet Gazetesi Yurt Haberler Servis Şefi Mehmet Faraç karakolluk oldu.



Bunlar 5 lira için adam vurur okadar gözü dönmüş bunları

boşuna terör suçundan bir kısmı içierde yatmıyor bu gaztenin
 
2u61vrc.jpg

Cumhuriyet yazarı 5 TL için silah çekti
Kendisinden istenen otopark ücreti nedeniyle İSPARK görevlileriyle tartışan Cumhuriyet Gazetesi Yurt Haberler Servis Şefi Mehmet Faraç karakolluk oldu.



Bunlar 5 lira için adam vurur okadar gözü dönmüş bunları

boşuna terör suçundan bir kısmı içierde yatmıyor bu gaztenin



Olayın canlı kaydı var mı? Parça da hazır, bir montajla klip yapalım...

oovv oovv çekilin yoldan wahşi batıdan geliyorlar
amerikanlar eskidi bunlar turkish kowboylaaaar..........:help
 
Geri
Üst