Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Başı kesilerek öldürülen Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem G.'nin cinayetten bir gün önce MSN'de genç kızla yazışmaları ortaya çıktı.
Habertürk Gazetesi’nden Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre Cem G. genç kıza cinayetten bir gün önce "Yarın akşam senin için müthiş planlar içindeyim. Tarihin en büyüklerinden. Duyunca ağzın açık kalacak." dediği belirtiliyor.
yahu çarpık bir ilişkiymiş bu anlaşıldı ama böyle de deşifre edilmemeli be kardeşim.. vallahi MSN yazışmalarını okurken midem bulandı.. artık kızın üzüntüsünü falan aştı toplum vaka kansere döndü.. Yazık be basının bizi getirdiği hale..
İSTANBUL'da öldürüldükten sonra çöp konteynırına atılan Münevver Karabulut'un öldürülmesinin üzerinden 105 gün geçmesine rağmen katil zanlısının izine henüz rastlanılmadı. Akşam Gazetesi'ndeki habere göre sosyal paylaşım sitesi facebook'ta Cem Garipoğlu destekçileri grubuna Cem rumuzuyla atılan 'Desteklere teşekkür ederim' mesajının kaynağı araştırılıyor. Polis mesajı incelemeye aldı.
Rus sitelerinde teşhir edilecek
İSTANBUL'da başı kesilerek öldürülen 17 yaşındaki Münevver Karabulut'un katil zanlısı olarak Kırmızı Bülten'le aranan Cem Garipoğlu'nun bulunması için sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta da çeşitli gruplar kuruluyor. Facebook'ta son olarak Cem Garipoğlu'nun bulunması için ‘Cem Garipoğlu nasıl bulunur?’ başlığı ile tartışma panosu oluşturuldu. Panoda, Rusya'da görüldüğü öne sürülen Garipoğlu'nun fotoğraflarının popüler Rus sitelerinde yayınlanması için destek çağrısı yapıldı.
İstanbul'da liseli Münevver Karabulut'un başını keserek öldürdüğü iddiasıyla her yerde aranan Cem Garipoğlu'nun, cinayetin üzerinden aylar geçmesine rağmen hala yakalanamamış olması Karabulut Ailesi'nin, sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki destekçilerini harekete geçirdi. Açılan özel bölümde, ‘Cem Garipoğlu nasıl bulunur?’ başlığı ile tartışma panosu oluşturan destekçiler, Rusya'da görüldüğü öne sürülen Garipoğlu'nun fotoğraf ve kişisel bilgilerini Rus sitelerinde yayınlamayı önerdi. 37 üyenin yorum yaptığı tartışma panosunda Rus internet sitelerinde Garipoğlu'nun deşifre edilmesi için yardım çağrısı yapılmaya devam ediliyor.
126 gün önce başı kesilerek öldürülen Münevver Karabulut cinayetinde, 'çamaşırdaki sperm kime ait' sorusuna yanıt bulundu. Sperm izinin örnekleri alınan 10 kişiye de değil, Adli Tıp'ta otopsisi yapılan başka bir cesete ait olduğu iddia edildi.
3 Mart 2009 günü öldürülen Karabulut'un cesedi üzerinde yapılan otopside, boyun, yanak ve göğüs kısmında tükürük salgısı, iç çamaşırında sperm izi bulunmuştu. Hazırlanan rapor doğrultusunda firari zanlı Cem Garipoğlu'nun babası, arkadaşları, Münevver'in kardeşi ve yakın çevresinden oluşan toplam 10 kişiden kan ile sperm örnekleri alındı. Numuneler DNA testine tabi tutuldu. Geçen ay, dört kişinin DNA sonucu açıklandı. Akşam Gazetesi'nden Levent Albayrak'ın haberine göre, örnekler hiçbirine uymadı. Geri kalan altı kişinin sonuçları ise 1 aydır bekleniyor.
ARŞİVDEN BULUNDU
Kan örneklerinin sonucunu bekleyen Savcılık ve Emniyet aradan bir ay geçmesine rağmen sonucu alamadı. İddialara göre, 'kalem ucu' büyüklüğündeki sperm izi, 10 kişiden hiçbiriyle tutmuyordu. Bunun üzerine Adli Tıp görevlileri, hata yapmamak için kendi arşivlerini taradı. İddiaya göre, sperm örneği bir cesede ait çıktı. Yani cinayette ikinci bir kişinin olduğu iddialarını güçlendiren sperm, daha önce aynı yerde otopsisi yapılan bir erkeğe aitti.
SAVCI EK RAPOR İSTEDİ
Ceset üzerindeki spermin başka bir cesede ait olduğunun anlaşılmasının ardından Adli Tıp Kurumu'ndan henüz bir açıklama gelmedi. İlk dört kişinin tahlillerinin bir haftada çıkmasına rağmen, altı kişinin sonuçlarının bir aydır hazırlanmamasının da görevlileri büyük sıkıntıya soktuğu öne sürüldü. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Faruk Erşen Yılmaz'ın, Adli Tıp Kurumu'ndan ek bir rapor istediği öğrenildi. Yılmaz'ın Adli Tıp'a arşivlerin taranması için talimat verdiği de ileri sürüldü.
İstanbul'da başı kesilerek öldürülen lise öğrencisi Münevver Karabulut'un katil zanlısı olarak aranan Cem Garipoğlu ile ilgili bir ihbar Çanakkale ve Balıkesir polisini alarma geçirdi.
Çanakkale Emniyet Müdürlüğü, Münevver Karabulut'in katil zanlısı Cem Garipoğlu'nun 06 ZJY 29 plakalı kırmızı Renault Clio marka otomobille Ayvacık İlçesi, Küçükkuyu Beldesi istikametine gittiği ihbarını aldı.
Çanakkale polisi, otomobilin il sınırlarını geçmiş olabileceği ihtimali üzerine durumu saat 17.10'da Balıkesir polisine bildirdi. Bunun üzerine Balıkesir polisi, Edremit, Burhaniye, Ayvalık İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile aracın bulunduğu güzergahtaki ekipleri telsiz anonslarıyla uyardı. Polis, kırmızı renkli otomobili aramaya başladı.
Adlî Tıp Başkanı Savcı olay yerine gitmedi dedi. Hürriyet yanlış olduğunu bile bile manşet yaptı. Aksi yöndeki tutanak da Hürriyetin manşetinde yer aldı.
Verdiği tartışmalı raporlar üzerine, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından denetlenmesi istenen İstanbul Adlî Tıp Kurumunun Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce, iki gün önce Hürriyet gazetesine verdiği röportajda Münevver Karabulut cinayetinde, savcının olay yerine gitmediğini ve polisin ilk incelemesini kurallara uymadan yaptığını öne sürdü. Ancak gazete, manşetine, 4 mart tarihli Olay Yeri İnceleme ve Ölü Muayene tutanağında savcının olay yerinde inceleme yaptığının yazılı olduğunu da ekledi; dolayısıyla kendi manşetiyle çelişmiş oldu.
İncenin Hürriyetteki iddiaları, dün Akşam gazetesinin ilk sayfadan gördüğü Savcının resmi kapanmış başlıklı haberle de yalanlandı. Gazetede çıkan haber ve fotoğrafa göre, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Faruk Erşen Yılmaz, cinayetin işlendiği 3 mart günü saat 20:00 sıralarında Etilerdeki çöp konteynırı başında ilk incelemeyi bizzat yapmıştı.
Savcı fotoğrafla kapatıldı
Akşamın haberine göre, Hürriyet gazetesi söz konusu fotoğrafta Savcı Yılmazın göründüğü bölümü Münevverin fotoğrafıyla kapatmıştı. Yine fotoğrafa göre, Adlî Tıp Kurumu Başkanı İncenin iddiasının aksine olay yeri inceleme ekiplerinin özel tulumlarını giyip eldiven taktığı görülüyor.
Adlî Tıp Kurumu Başkanı İncenin iddiasını yalanlayan bir isim de Münevver Karabulutun babası Süreyya Karabulut oldu. Cumhurbaşkanının talimatıyla denetlenen kurumun ortaya birtakım yalanlar attığını, böylelikle uydurma senaryolarla imajını kurtarmaya çalıştığını iddia eden baba Karabulut, Olay gecesi çöp konteynırının yanına gittiğimde Cumhuriyet Savcısı Faruk Erşen Yılmaz oradaydı dedi.
Tarafa konuşan Süreyya Karabulut, yaptıkları hataların Adlî Tıp Kurumunun güvenirliğini sarstığını, şeffaflığını kaybetmesine yol açtığını öne sürdü. Karabulut, tepkisini, Devlet kurumları kızımın katilini bulamazsa, bu olayın altında ezilecek sözüyle dile getirdi.
Sahte kimliği biliyordum
Kırmızı bültenle aranan Münevverin katil zanlısı Cem Garipoğlunun nerede olduğu tartışmaları sürerken, Garipoğlunun adına düzenlenmiş sahte kimliğin ortaya çıkması Karabulut Ailesini pek de şoke etmedi. Garipoğlunun adına düzenlenmiş kimliğin yanında, bir de sahte pasaporta sahip olduğunu iddia eden baba Karabulut, Cinayetten sonra Cem adına kimlik ve pasaport düzenlendi. Bunun yanında Cemin yanında 700 bin dolar nakit para vardı. Ben bunu polislere bildirdim fakat tutanaklara girmedi dedi.
Adlı Tıp Kurumu Başkanı nasıl atanıyor
Adlî Tıp Kurumu (ATK) Başkanının atanmasında neredeyse tek başına Adalet Bakanı etkili. Çünkü ATK Başkanı Adalet Bakanının inhasıyla müşterek kararname ile atanıyor. Yani, kimin ATK Başkanı olacağına Bakan karar veriyor, ancak atamanın resmen gerçekleşebilmesi için, atamayı Başbakan ile Cumhurbaşkanının da imzalaması gerekiyor. Atama kararı Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzasıyla (müşterek kararname) Resmî Gazetede yayımlanıyor. ATK Başkanlarını görevden alma yetkisi de atanma esasındaki gibi Adalet Bakanının yetkisinde. Ancak Bakanın bu işleminin de üçlü kararnameyle yapılması gerekiyor. ATKnin ihtisas daire başkanları, şube müdürleri, grup başkanları, adli tıp uzmanları, raportörler, mühendisler, psikologlar, biyologlar, kimyagerler ve bunun gibi uzmanlar ise ATK Başkanının teklifi üzerine doğrudan Adalet Bakanınca atanıyor. ATK Başkanı dışındaki görevlere ilgili fakülte öğretim üyeleri arasından görevlendirme de yapılabiliyor. ATK Kanununa göre, kurum başkanları Adlî Tıp alanında uzman elemanlar veya, üniversitelerin ilgili fakülte öğretim üyeleri ve yardımcıları arasından atanıyor. ATKdaki diğer personel ise ATK Başkanınca atanıyor. Kanunda, ATK Başkanı olabilmek için profesör veya doçent olma koşulu yok. Nitekim, daha önce ismi çok tartışılan Dr. Keramettin Kurt da bu unvanıyla ATK Başkanlığı yapmıştı. Görev süreleri dört yıl olan ATK Başkanları bu süreleri dolduğunda görevlerine aynı usule göre tekrar atanabiliyor veya görevlendirilebiliyor.
Doç. Dr. Cengiz Haluk İnce kimdir?
Geçen nisan ayında Uzman Doktor Keramettin Kurttan boşalan Adlî Tıp Kurumu Başkanlığına resmen oturan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Cengiz Haluk İnce, 2001 yılından beri kurumda bilirkişi olarak görev yapıyordu. Türk Tabipler Birliği, İstanbul Tabip Odası, Adli Tıp Uzmanları Derneği ve Meslek Hastalıkları ve İş Kazaları Araştırma Önleme (MESKA) Vakfı üyesi olan 1966 doğumlu Doç. Dr. Haluk İncenin meslek ve iş kazaları, çocuk suçluları ve çocuk mahkemeleri, hekimlerin cezai ve hukuki sorumluluğu alanlarında yaptığı birçok bilimsel çalışmaları bulunuyor.